GRAFİKLİ – Lübnan'ın tarihi siyasi suikastlarla dolu

BEYRUT (AA) – MAHMUT GELDİ – Lübnan, Ortadoğu'da siyasi suikastların en çok yaşandığı ülke olarak dikkati çekiyor. Fransa'nın manda yönetiminden kurtularak bağımsızlığına kavuştuğu 22 Kasım 1943'ten beri Lübnan'da 2 cumhurbaşkanı ve 3 başbakanın yanı sıra çok sayıda siyasetçi, din adamı ve gazeteci suikast sonucu hayatını kaybetti.

Lübnan, iç siyasi çekişmelerin hiç eksik olmadığı bir ülke. Jeopolitik konumu ve çok parçalı etnik ve dini yapısının bu çekişmelerde etkisi büyük.

Ortadoğu sorununun ana merkezi sayılan işgal altındaki Filistin'e komşu olan Lübnan, 1975-1990 arasında iç savaş yaşadı. Siyasi suikastlar da ülkenin tarihinde önemli bir yer tutuyor.

İlk Başbakan Riyad es-Sulh'un 1951'de Ürdün'de öldürülmesiyle başlayan suikastlar silsilesine onlarca yıldır yenileri eklendi.

Lübnanlı araştırmacı yazar Alan Sarkis, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Lübnan, Ortadoğu'da siyasi suikastların en çok yaşandığı ülkedir. Söz konusu suikastlar zinciri, Suriye ordusunun ülkeye müdahalesiyle ciddi artışa geçti ve çoğu da Suriye karşıtı cephede yer alan isimlerdi." dedi.

Ülkedeki siyasi suikastların 1976'da Suriye ordusunun "Arap Güçleri" adı altında Lübnan'a müdahalesiyle artış gösterdiğine dikkati çeken Sarkis, Suriyeli güçlerin ülkeye girişinin ardından 16 Mart 1977'de Dürzi lider Kemal Canbolat'ın öldürüldüğünü ifade etti.

Sarkis, yüz binlerce Filistinli mülteciyi barından ülkenin, İsrail ve Suriye'nin uzun yıllar süren askeri müdahalelerine maruz kaldığını hatırlatarak, Lübnan siyasetinin de sürekli suikastlarla dizayn edildiğini vurguladı.

Lübnan'daki Filistinli ve Lübnanlı bazı şahsiyetlerin öldürüldüğü suikastların arkasında İsrail'in olduğunu dile getiren Sarkis, ancak ülkede onlarca yıl ardı arkası kesilmeyen Lübnanlılara yönelik suikastlara ilişkin kanıtların ise Suriye'nin eski lideri Hafız Esed ve kendisinden sonra 2000 yılında göreve gelen oğlu Beşşar Esed yönetimine işaret ettiğini söyledi.

Eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastından sonra 2005 yılında ordusunu çekmek zorunda kalan Şam yönetiminin yerine Hizbullah'ın geçtiğini ifade eden Sarkis, Hariri suikast davasında da Hizbullah mensubu isimlerin yargılandığına dikkati çekti.

– İlk Başbakan Riyad Sulh Ürdün'de öldürüldü

Lübnan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonraki ilk Başbakanı Riyad es-Sulh, Fransa sömürgesi altında olan ülkesindeki çeşitli dini grupları bağımsızlık mücadelesi için birleştirmeyi başarmıştı.

Bağımsızlık mücadelesinin önemli isimlerden biri olarak anılan Sulh, 16 Temmuz 1951'de Ürdün'ün başkenti Amman'da ülkesine dönmek üzere havalimanına giderken uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

– Dürzi lider Kemal Canbolat suikastı

İlerlemeci ve Sosyalist Hareketi'nin kurucu lideri Kemal Canbolat, 16 Mart 1977'de kimliği belirlenemeyen silahlı bir kişi tarafından arabasında vurularak öldürüldü. Saldırıda Canbolat'ın koruması ve şoförü de hayatını kaybetti.

Kemal Canbolat, siyasi kariyerinin yanı sıra felsefe ve sosyoloji alanlarında yazılar kaleme alan bir siyasetçi olarak biliniyordu.

İlerlemeci ve Sosyalist Hareketi'nin günümüzdeki lideri Velid Canbolat, 2015'te Birleşmiş Milletler Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi'nde verdiği ifadede, babasına yönelik suikastın arkasında Suriye rejiminin olduğunu dile getirmişti.

– Eski İletişim Bakanı Tony Franci suikastı

Lübnan'ın eski İletişim Bakanı Tony Franci, 13 Haziran 1978'de evine düzenlenen saldırı sonucu eşi, kızı ve birçok destekçisiyle birlikte öldürüldü.

Hristiyan Marada Hareketi lideri ve eski Cumhurbaşkanı Süleyman Franci'nin oğlu Tony Franci, 25 Nisan 1973 – 23 Mayıs 1975 tarihleri arasında kurulan 3 hükümette İletişim Bakanı olarak görev almıştı.

Süleyman Franci liderliğinde 1969'da kurulan Marada Hareketi, 1975'te başlayan iç savaşta Lübnan ulusal hareketi güçleri ile Filistinli gruplara karşı savaşan diğer Hristiyan güçler arasında yer aldı.

Ancak daha sonra Marada Hareketi'nin Hristiyan cephesinden ayrılması üzerine Tony Franci, Hristiyan Lübnan Güçleri Partisi'ne mensup silahlı unsurların hedefi oldu.

– Cumhurbaşkanı Beşir Cemayel suikastı

Hristiyan Ketaib Partisi lideri Beşir Cemayel, 23 Ağustos 1982'de cumhurbaşkanı seçildikten birkaç hafta sonra 14 Eylül'de Beyrut'ta düzenlenen bombalı saldırıda öldürüldü.

Saldırıyı düzenlediği tespit edilen 2 kişiden biri olan ve olaydan sonra kayıplara karışan Nebil Alem'in, 15 yıl sonra saklandığı Suriye'de öldüğü iddia edildi. Diğer fail Habib Şartuni ise yakalandı ve suçunu itiraf etti.

Suikast nedeniyle hapse atılan Şartuni, 1990'da Lübnan'daki Suriyeli güçler tarafından serbest bırakıldı. O tarihten sonra Şartuni'nin nerede olduğuna dair herhangi bir haber alınamadı.

Cumhurbaşkanı Beşir Cemayel suikastıyla ilgili dava, 35 yıl aradan sonra 2017'de karara bağlandı. Başkent Beyrut'ta geçen yıl ekim ayında görülen duruşmada, mahkeme heyeti "Cemayel suikastının faili olmaktan suçlu bulunan Nebil Alem ve Habib Şartuni'nin gıyablarında idam cezasına çarptırılmalarına ve tazminat ödemelerine" hükmetti.

– Eski Başbakan Raşid Karami suikastı

Fransız sömürgesine karşı direnen liderlerden Sünni Abdülhamid Karami'nin oğlu eski Başbakan Raşid Karami, 4 Mayıs 1987'de istifasını verdikten birkaç hafta sonra 1 Haziran'da ülkenin kuzeyindeki Trablusşam'dan başkent Beyrut'ta gelirken içinde bulunduğu helikoptere yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Lübnan Yargı Konseyi, suikasttan yaklaşık 12 yıl aradan sonra Lübnan Güçleri Partisi lideri Semir Caca ve Pilot Halil Matar hakkında idam kararı verdi, ancak daha sonra tanıkların ve bazı sanıkların ifadeleri doğrultusunda bu kararı müebbet hapis cezasına çevirdi. Yargı Konseyi, 21 Haziran 2005'te ise Caca hakkındaki müebbet hapis cezasını kaldırarak tahliyesine hükmetti.

Raşid Karami suikastıyla ilgili suçlamaları reddeden Lübnan Güçleri Partisi lideri Caca, söz konusu suikastın arkasında Suriye rejiminin olduğunu öne sürüyor.

– Lübnan Müftüsü Şeyh Hasan Halid suikastı

Eski Başbakan Raşid Karami suikastıyla sarsılan Lübnanlı Sünniler, 2 yıl sonra 16 Mayıs 1989'da Lübnan Müftüsü Şeyh Hasan Halid'in bombalı saldırıda yaşamını yitirmesiyle bir acı daha yaşadı.

Başkent Beyrut’ta Şeyh Halid'in içinde bulunduğu aracın geçişi sırasında yol kenarına park edilen bombalı otomobilin uzaktan kumandayla patlatılması sonucu Şeyh Halid'in yanı sıra 20'den fazla sivil hayatını kaybetti.

Ülkedeki Sünni toplumunda sevilen ve ciddi etkisi olan Şeyh Halid, Suriye'nin Lübnan'daki varlığına karşı duruşlarıyla tanınıyordu. Bu nedenle Şeyh Halid'in öldürüldüğü suikastın arkasında Suriye rejiminin parmağı olduğu düşünülüyor.

– Taif Anlaşması'ndan sonra seçilen Cumhurbaşkanı Muavad de öldürüldü

Başkent Beyrut'ta 13 Nisan 1975'te Filistinli mültecileri taşıyan otobüse, aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milisler tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 27 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından başlayan iç savaş, 22 Ekim 1989'da Suudi Arabistan'da imzalanan "Taif Anlaşması" ile sona erdi.

Anlaşmanın ardından 5 Kasım 1989'da Cumhurbaşkanlığı makamına seçilen Rene Muavad, iki hafta sonra 22 Kasım'da Lübnan'ın bağımsızlık yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen törenden dönerken uğradığı bombalı saldırıda yaşamını yitirdi.

– Eski Başbakan Refik Hariri suikastı

Eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri, 14 Şubat 2005'te başkent Beyrut'ta konvoyunu hedef alan ve yaklaşık iki ton bomba yüklü araçla düzenlenen saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Hedefteki Hariri ile aynı anda 21 kişinin ölümüne ve 230'dan fazla kişinin yaralanmasına yol açan saldırıda gözler Lübnan'da askeri varlığını sürdüren Suriye rejimi ve müttefiklerine çevrildi.

Hariri'nin cenazesine milyonlarca Lübnanlı katıldı ve cenaze kısa zamanda Suriye karşıtı gösterileri tetikledi.

– Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi

Lübnan hükümeti, ülkedeki bölünmüşlük ve karışıklığı da dikkate alarak Hariri suikastı konusunu BM'ye havale etti. BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı ile Hariri suikastını araştırmak için kurulan heyet, ilk raporunu Ekim 2005'te BMGK'ye sundu.

BMGK, 29 Mart 2006'da da Uluslararası Lübnan Mahkemesi'nin kurulmasına karar verdi. Özel mahkeme, statüsünün yürürlüğe girmesinden sonra 1 Mart 2009 tarihinde çalışmalarına başladı.

Lübnan Özel Mahkemesi'nin başsavcısı, 17 Ocak 2011'de Hizbullah mensubu 4 kişi hakkındaki suçlamaları mahkemeye sundu. Mahkemenin tutuklama kararı verdiği, ancak bulunamayan zanlıların gıyaben yargılanmasına 16 Ocak 2014'te başlandı.

Merkezi Hollanda'nın Leidschendam kentinde bulunan özel mahkemede Hariri suikastına ilişki davanın son duruşması bu ay yapıldı. Mahkemenin kararının ise kamuya açık bir duruşmada gelecek yıl açıklanması bekleniyor.

– Hariri'den sonra Lübnan'daki suikastlar

Suriye rejimi, Hariri suikastının ardından gelen uluslararası baskılara karşısında 26 Nisan 2005'te Lübnan'dan tamamen çekilmek zorunda kaldı, ancak Şam yönetimini eleştiren Lübnanlılara yönelik suikastlar devam etti.

Suriye rejimi karşıtlığıyla bilinen gazeteci Semir Kasir, 2 Haziran 2005'te başkent Beyrut'ta aracına yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Lübnan Komünist Partisi'nin eski Genel Sekreteri ve Suriye rejimi karşıtı 14 Mart Bloku'na yakınlığıyla bilinen George Havi, 21 Haziran 2005'te uğradığı bombalı saldırıda öldürüldü.

Bağımsız milletvekili ve 14 Mart Bloku'na yakın gazeteci Cibran Tveyni de Beyrut'un Eşrefiye Mahallesi'nde 12 Aralık 2005'te otomobiline yerleştirilen patlayıcının infilak etmesiyle yaşamını yitirdi.

Sanayi Bakanı Piyer Cemayel, Beyrut'ta 21 Kasım 2006'da konvoyuna düzenlenen silahlı saldırıda yaralandıktan sonra hastanede hayatını kaybetti. Suriye rejimi karşıtlığıyla bilinen Cemayel suikastının failleri bulunamadı.

Başbakan Saad Hariri'nin liderliğindeki Müstakbel Hareketi'nden milletvekili Velid İdo, 13 Haziran 2007'de aracına yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu oğlu ve diğer 4 kişiyle öldürüldü.

Hristiyan Ketaib Partisi'nden milletvekili Antvan Ganım da Beyrut'ta 19 Eylül 2007'de bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi.

Eski Başbakan Refik Hariri'ye en yakın isimlerden Lübnan İstihbarat Başkanı Visam Hasan ise 19 Ekim 2012’de Beyrut’un Eşrefiye semtinde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Hasan'ın cenazesi Muhammed-ül Emin Camisi'nde Hariri'nin yanına defnedildi.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?