Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi: (2)

Alaturka Politika Haberleri

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Daha bu sabah bir evladımızı yıkıntılar altından canlı olarak çıkarmanın sevincini yaşadığımız bir günde, 'enkazların hala kaldırılamadığından' şikayetçi olacak kadar cahil, izansız, vicdansız bir kişiyle deprem tartışması yapmak millete zulümdür." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, yaşanılan son felaketin, Türkiye'nin doğusundan batısına, hemen her bölgesi ile deprem hattı üzerinde bulunduğunu bir kez daha hatırlattığını, sadece 50 yıldaki depremlerin bile tehlikenin büyüklüğünü göstermeye yeterli olduğunu söyledi.

İzmir'den önce Elazığ ve Malatya depremlerinin, öncesinde de Van depreminin yaşandığını hatırlatan Erdoğan, "Büyük Marmara depreminin yol açtığı felaketin izleri hala hafızalarımızda canlıdır. Biraz daha geriye gittiğimizde Ceyhan, Erzincan, Erzurum, Çaldıran, Lice, Bingöl, Gediz depremlerini görüyoruz." diye konuştu.

Yer kürenin işleyiş kanunlarının bir neticesi olan depremlerin önüne geçilemeyeceğini ama felaket öncesinde ve sonrasında yapılabilecek hazırlıklar olduğunu dile getiren Erdoğan, bu çerçevede kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlandırıp, imar, inşa standartlarını yükseltip, denetimleri sıklaştırıp, insanları bilinçlendirerek, binaları sağlama almak mecburiyetinde olunduğunu anlattı.

Bugüne kadar riskli yapı olarak belirledikleri ve yenileme kararı aldıkları 688 bin konut ve iş yerinden 670 bininin tahliye ve yıkım işlemini tamamladıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dönüşüm alanlarında yer alan 1 milyon 395 bin bağımsız birimde ikamet eden 5 milyon vatandaşımıza 15,5 milyar lira kaynak kullanarak destek olduk. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde acil olarak 1,5 milyon konutun dönüşümünü hedefliyoruz. TOKİ'nin bugüne kadar tamamladığı inşa halinde olan veya projelendirdiği konut toplamı 970 bini bulmuştur. Bu yıl 100 bin konut üretimi hedefine ulaştık. Önümüzdeki yıl 100 bin konutun daha üretimine başlamayı planlıyoruz. Hiç şüphesiz bu, sadece devletin konut üretimi ile çözülebilecek bir sorun değildir. Vatandaşlarımızdan kendi oturdukları binaların depreme dayanıklılığı ve gerekiyorsa dönüştürülmesi konusunda daha fazla gayret bekliyoruz."

Erdoğan, felaketin ardından yapılacak müdahaleler için de güçlü bir acil durum altyapısı kurmaları gerektiğine işaret ederek, her iki hususta da önemli bir yere geldiklerini belirtti.

– "İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden daha kıymetli değildir"

Vatandaşların desteği ile bu çalışmaları hızlandırmak ve bir an önce binaları, şehirleri, mahalleleri güvenli hale getirmek zorunda olduklarının altını çizen Erdoğan, "İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden daha kıymetli değildir. Tek bir kardeşimizin canının ve malının zarar görmemesi için imkanlar dahilinde yapılabilecek her şeyi süratle neticelendirmekte kararlıyız." ifadelerini kullandı.

Bu süreçte kendilerini en çok üzenin, birliğe, beraberliğe, kardeşliğe, dayanışmaya en çok ihtiyaç olunan şu günlerde, "yalan ve provokatif haberlerle gündemi zehirlemeye çalışanların ortaya çıkması" olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kızılayın deprem bölgesinde olmadığından bizim İzmir'e geldiğimizde müzikle karşılandığımıza, depremzedelere çadır verilmediğinden sosyal medyadaki provokasyonlara kadar pek çok yalan tedavüle sürüldü. Kimi siyasi parti yöneticilerinin de bu oyunun içinde yer alması, yalanların ve iftiraların yayılmasına hizmet etmesi, hatta bizzat bunun kaynağı olması çok daha üzüntü vericidir. Daha bu sabah bir evladımızı yıkıntılar altından canlı olarak çıkarmanın sevincini yaşadığımız bir günde, 'enkazların hala kaldırılamadığından' şikayetçi olacak kadar cahil, izansız, vicdansız bir kişiyle deprem tartışması yapmak millete zulümdür. Üstelik bu terbiyesizliği geçmişte on binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan depremlerdeki beceriksizlikleri, çaresizlikleri, ilgisizlikleri tescilli olan bir partinin mensupları yapıyor. Kızılayın çadırından içeri girip de 'bir tane Kızılay çadırı görmedim' diyecek kadar yalanla tescilli olan ana muhalefetin başındaki bu zat, maalesef bu yalanlarını bırakmadı, hala devam ediyor. Deprem gibi ortak bir acıyı istismar edenlerin, sıfatları ne olursa olsun insanlıktan nasibini almamış, kalbi kin ve nefretle kararmış mahluklar olduğuna inanıyorum. Böyle bir meseleyi dahi bize iftira aracı haline dönüştürmek isteyen bu mahlukları, milletimizin vicdanına ve takdirine havale ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm İzmirlilere bir kez daha geçmiş olsun dileklerini ileterek, "İzmir milletvekilisin, acaba İzmir'de kaç gün kaldın? '5 gündür hala enkaz kalkmadı' diyorsun. Ne kadar kaldın İzmir'de? Senin oradan çıkmaman gerekirdi. Orada senin bütün o bölgeyi dolaşman gerekirdi. Bunu yapmayacaksın ama iftiraya devam edeceksin. Kızılayın orada aktif olmadığını söyleyeceksin. Biz Kızılay'la da oradaydık, AFAD'la da oradaydık ve birçok sivil toplum kuruluşlarıyla da oradaydık ve biz son ana kadar da Bay Kemal, oradan çıkmayacağız. Oradan enkazlar çıkacak ve inanacağız ki artık bunların altında herhangi bir canlı yok, ondan sonra işimizi bitireceğiz." diye konuştu.

– "Biz kabile yönetmiyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetiyoruz"

Neredeyse kabinenin tamamının İzmir'de olduğuna dikkati çeken Erdoğan, kriz merkezinde neredeyse tüm kabine üyeleriyle toplantı yaptığını ifade etti.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının da orada olduğuna işaret eden Erdoğan, "Biz bu toplantıyı da orada yaptık. Çünkü değerlendirmeleri iyi yapmamız gerekir. Biz kabile yönetmiyoruz, biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetiyoruz ve İzmir gibi böyle büyük bir şehirde, böyle büyük bir felaket oldu, bu felakette biz A'dan Z'ye bütün imkanlarımızla seferber olduk. Bu seferberliğimiz son ana kadar da devam edecek. Rabb'imden ülkemizi her türlü felaketten, musibetten, salgın hastalıktan korumasını niyaz ediyorum. Temenni ederdim ki ana muhalefetin başındaki bu zat arayıp da 'bize ne düşer' bunu sorsun." değerlendirmesinde bulundu.

– "Günlük hasta sayımız her bakımdan yönetilebilir seviyelerdedir"

Erdoğan, koronavirüs salgınının dünyada her gün yeni zirveler yaparak yayılmaya devam ettiğini belirterek, salgında dünya çapında hasta sayısının 48 milyona, ölü sayısının 1 milyon 215 bine yaklaştığını aktardı.

Bazı Avrupa ülkelerinin yeniden kısıtlamalara başvurma yolunu seçtiğine değinen Erdoğan, hasta sayılarının çok yüksek olduğu kimi ülkelerde kontrolün adeta elden kaçmış durumda olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin de bazı şehirlerde zaman zaman endişe verici düzeylere ulaşan artışlara rağmen genel olarak kontrollü bir süreç yaşadığını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sağlık altyapımızın gücü ve sağlık çalışanlarımızın gayreti sayesinde bu alanda herhangi bir krizle karşı karşıya kalmadık. Günlük hasta sayımız her bakımdan yönetilebilir seviyelerdedir. Salgına karşı hala en büyük silahımız, 'TaMaM' diyerek, ifade ettiğimiz temizlik, maske ve mesafe kurallarıdır. Tüm vatandaşlarımı bu hususlarda azami dikkate ve riayete davet ediyorum."

– "Kendi kendimizi korumaktan daha etkili bir aracımız yoktur

Erdoğan, aşı çalışmalarının dünyada ve Türkiye'de hızla ilerlediğini dile getirerek, "Yıl sonuna kadar yabancı ülkelerde geliştirilen bir veya birden fazla aşıyı ülkemizde uygulayabilir hale getirmeyi planlıyoruz. Kendi geliştirdiğimiz aşıları da bahar ayları ile birlikte vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Bu konuda arzu ettiğimiz seviyeye gelene kadar kurallara riayet ederek kendi kendimizi korumaktan daha etkili bir aracımız yoktur." dedi.

Özellikle İstanbul'da yaşayan vatandaşlardan bu konuda daha fazla dikkat ve hassasiyet beklediğini vurgulayan Erdoğan, son haftalarda salgının bu şehirdeki artışının önüne ancak bu şekilde geçebileceklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede Türkiye genelinde geçerli olacak hususları ise kamuoyuyla şöyle paylaştı:

"Özel sektör ve kamuda esnek mesai uygulaması teşvik edilecektir. Pazar yeri ve market gibi yoğun insan hareketliliğinin olduğu yerlerdeki denetimler artırılacaktır. Paket servis hariç olmak üzere, lokanta, restoran, hastane ile berber, kuaför, nikah, düğün salonu, yüzme havuzu, hamam, kaplıca, sauna, internet cafe, halı saha, tiyatro, sinema, konser salonu ve benzeri tüm iş yerlerinde hizmetler saat 22.00'de sona erecektir. Vatandaşlarımızdan kalabalık ortamlardan kaçınmalarını, ev ziyaretlerini dahi mecbur olmadıkça yapmamalarını özellikle rica ediyorum."

(Sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?