Cumhurbaşkanı Erdoğan FAZ'a makale yazdı

BERLİN (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ''Türkiye ve Almanya'nın anlaşmazlıklarını bir tarafa bırakarak ilişkilerinde yeni bir sayfa açması ve ortak çıkarlarına odaklanması son dönemde dünyada ortaya çıkan dramatik gelişmeler nedeniyle iki taraf açısından da zaruridir'' ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (FAZ) "Almanya'dan beklentiler" başlığı ile makale kaleme aldı.

Türkiye ile Almanya'nın anlaşmazlıklarını bir tarafa bırakarak ilişkilerinde yeni bir sayfa açması ve ortak çıkarlarına odaklanması gerektiğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Zira her iki ülkenin de karşı karşıya olduğu terör sorunu, mülteci meselesi ve merkantilizmin yeniden yükselişe geçmesi gibi meydan okumalar ve tehditler ortaktır.
Türkiye Almanya ile diğer devletler ile olduğu gibi eşit göz hizasında, karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki geliştirmek arzusundadır. İlişkilerimizi karşılıklı çıkarlar temelinde irrasyonel, korkulardan arındırarak rasyonelleştirmek zorundayız. Gelin ortak çıkarlarımıza, ortak tehditlere ve sorunlarımıza odaklanalım. Farklı düşündüğümüz noktalarda diyalog kanallarını daima açık tutalım, birbirimizin hassasiyetlerini anlamaya çalışarak olabildiğince empati kuralım.

Türkiye ve Almanya'nın anlaşmazlıklarını bir tarafa bırakarak ilişkilerinde yeni bir sayfa açması ve ortak çıkarlarına odaklanması son dönemde dünyada ortaya çıkan dramatik gelişmeler nedeniyle iki taraf açısından da zaruridir.''

Dünyanın bugün Amerikan yönetiminin sorumsuz ve tek taraflı adımları neticesinde herkesin zarar göreceği sert bir ticaret savaşları dönemine doğru sürüklendiğini belirten Erdoğan, küresel bir ticaret devleti olan Almanya ve ihracata dayalı bir büyüme modeli benimsemiş olan Türkiye'nin diğer sağduyulu devletlerle birlikte çok taraflı diplomatik adımlarla herkesin zarar göreceği böyle bir ticaret savaşını durdurmalarının tüm dünyanın hayrına olacağını vurguladı.

Başkan Erdoğan Türkiye'nin de Almanya'nın da öteden beri dillendirdiği gibi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin dünya üzerindeki güç kaymalarını da dikkate alarak reforme edilmesini arzu etmekte olduğunun altını çizerek, şu görüşe yer verdi:

''Bundan dolayı uzun dönemdir 'Dünya beşten büyüktür' söylemini gündemde tutuyoruz. Zira BM Güvenlik Konseyi mevcut yapısı ve karar alma mekanizması ile soğuk savaş sonrası ortaya çıkan sıcak çatışmaları, iç savaşları ve soykırımları engellemekte maalesef aciz kalmıştır. Bunun bedelini, Suriye iç savaşının ürettiği terör ve mülteci akını ile önce Suriye'nin komşu ülkeleri, sonrasında ise Avrupa ülkeleri çok ağır ödemiştir.''

– Avrupa'da aşırı sağın yükselişi

Erdoğan, terör saldırıları ve mülteci akınını suistimal eden aşırı sağ partiler ve grupların bugün Avrupa çapında yükselişe geçmiş durumda olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Bazı Avrupa ülkelerinde aşırı sağcı partilerin iktidar ortağı olduğuna şahit olmaktayız. Aşırı sağın yükselişi ve kurumsal ırkçılık bugün Avrupa'nın demokratik düzeni ve farklı kültürlerin, inançların birlikte yaşama ideali için en büyük tehdit haline gelmiştir. Bu nefret, özellikle de sosyoekonomik ve siyasi zayıflıklarından dolayı Müslümanları hedef tahtasına oturtmuştur ama Avrupa tarihi bize göstermektedir ki aşırı sağ önce zayıf grupları hedef alsa da yeterince güçlendikten sonra kendisi gibi düşünmeyen tüm toplum kesimlerini hedef almaktadır. Bu noktada Anders Breivik gibi aşırı sağcı ve insan onurunu hiçe sayan teröristlerin sadece Müslümanları değil Müslüman olmayanları da hedef aldığını gözardı etmemeliyiz. Bundan dolayı Almanya'da Türk kökenli insanlara yönelik işlenen NSU terör saldırılarının tüm yönüyle ve kapsamlı bir şekilde aydınlatılması ve İslamofobi ile etkin şekilde mücadele edilmesi hem Almanya'nın hem de Türkiye'nin çıkarınadır. Zira Müslüman karşıtı ırkçılık olarak tanımlanan İslamofobya bugün aynı zamanda Türkiye'nin AB üyeliği önündeki en büyük engel haline gelmiştir.
Aşırı sağın bu yükselişi neticesinde birçok Avrupa ülkesinin siyasi istikrarı pamuk ipliğine bağlı hale gelmiştir. Bu noktada terörizm ve mülteciler konusunda Türkiye'nin, hem Almanya'nın hem de Avrupa’nın güvenliğine ve istikrarına yapmış olduğu kritik katkı açıkça ortadadır.''

Türkiye'nin Suriye krizinin başından itibaren savaştan kaçan milyonlarca mülteciye dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın kucak açarak kadın, çocuk, ihtiyar yüz binlerce masum sivilin hayatını kurtardığını kaydeden Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:

''Bugün Türkiye farklı çatışma bölgelerinden kaçarak ülkemize sığınmış 3,9 milyon mülteciyi misafir etmektedir. Bazı Avrupa ülkelerinin binli rakamlarla ifade edilen mültecileri kabul etmemek için yıllarca direndiği bir dönemde sadece 2011-2017 yılları arasında Türkiye'de 276 bin 158 Suriyeli bebek doğmuştur. Dünyamız Afganistan, Irak, Filistin, Yemen, Suriye, Somali ve Libya gibi ülkelerde devam eden iç savaşlardan dolayı İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük mülteci krizi ile karşı karşıyadır. Türk devleti ve Türk milleti bu küresel krizin yönetilmesi konusunda üstüne düşeni fazlasıyla yapmıştır. Bu çerçevede tüm dünya umudunu kesmişken Rusya ile yaptığımız İdlib anlaşması ile Suriye'deki yeni bir felaketi ve mülteci akınını önlemiş olduk. Avrupalı müttefiklerimizden beklentimiz bu konuda ellerini taşın altına daha fazla koymalarıdır. ''

(sürecek)

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?