URAYSİM’in inşaatı başladı

ESKİŞEHİR (AA) – Anadolu Üniversitesi (AÜ) tarafından yürütülen ve “Raylı Sistemler Mükemmeliyet Merkezi Projesi” kapsamında Eskişehir’in Alpu ilçesinde hayata geçirilmesi planlanan Ulusal Raylı Sistemler Araştırma ve Test Merkezi’nin (URAYSİM) inşaatı başladı.

Merkezdeki çalışmaları yerinde inceleyen AÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, gazetecilere yaptığı açıklamada, URAYSİM’in AÜ tarafından yürütülen bir Kalkınma Bakanlığı projesi olduğunu belirterek, projenin temellerin Alpu ilçesinde atıldığını kaydetti.

Alpu Belediyesi tarafından AÜ’ye tahsis edilen 700 dönümlük alanda URAYSİM kampüsünü planladıklarını ifade eden Gündoğan, şöyle konuştu:

“Projenin bütçesi 400 milyon liraya çıkartıldı. Projenin ilerleyen aşamalarından söz konusu bedelin artmasını öngörüyoruz. Şu anda eğitim, sosyal tesisler ve idari binaların bulunduğu 5 bloktan oluşan inşaat alanındayız. 15 Temmuz’daki hain darbe girişimi, projemizin temel atma töreniyle çakıştı. Bu yüzden bunu duyuramadık. Ekim ayı içinde resmi temel atma töreni gerçekleştireceğiz. İnşaatı 2 yılda tamamlanacak. Bu süreçte 2 büyük ihalemiz olacak. Bunları da 2016 yılı içinde gerçekleştireceğiz. Test yolları projesinin ihale aşaması da tamam. Önümüzdeki 3 ay içinde ihaleye çıkacağız. 21 tane test cihazı ihalemiz olacak. Tasarımı ve imalatıyla ilgili bir süreç var. Bu ihaleyi de 2016 yılı içinde planlıyoruz. Test cihazlarını üretimi de 3 yıl içinde bitecek. Tesisimizi 2019 yılı sonu itibarıyla tüm altyapımızı ve test cihazlarımızı hallederek 2020 yılı başında tamamlayacağız. Burası aynı zamanda raylı sistemler konusunda araştırma merkezi olacak.”

Prof. Dr. Gündoğan, 2012 yılından itibaren söz konusu tesislerde hizmet verecek personeli de hazırlamaya başladıklarına değinerek, gelecek 2-3 yıl içinde 23 yurtdışı doktoralı insan kaynağının yetişeceğini de sözlerine ekledi.

6. Ulusal Havacılık ve Uzay Konferansı

KOCAELİ (AA) – Kocaeli Üniversitesi (KOÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen 6. Ulusal Havacılık ve Uzay Konferansı, Kocaeli’de başladı.

KOÜ Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Yılmaz, Başiskele ilçesindeki bir otelde gerçekleştirilen konferansta yaptığı konuşmada, havacılığın lokomotif bir sektör olduğunu söyledi.

Bu sektörün kendi yan sanayisiyle ekonomiye yüksek oranda katkı sunduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

“Havacılık sektörünün ekonomiye katkısı 1’e 7, hatta 1’e 10 olmaktadır. Havacılık sektörünün dünya sektörü üzerindeki ağırlığı gayet önemli oranda. Havacılık sektörü sürekli yeni gelişmeler göstermektedir, dünyada da Türkiye’de de büyümektedir. Dünyada havacılık sektörünün büyüme oranı yüzde 5 iken Türkiye’de bu ciddi bir atılım yapmış, yaklaşık yüzde 15 bir büyüme göstermiştir.”

Büyümenin sürdürülebilir olmasının önemine dikkati çeken Yılmaz, bu konuda da Türkiye’de yatırımlar yapıldığını bildirdi.

– Boeing ve Airbus yedek parçaları üretiliyor

Yılmaz, İstanbul’da inşa edilen 3. havalimanının önemli bir yatırım olduğunu belirterek “Bunun tamamlanmasıyla İstanbul yolcu taşımacılığında, uçak bakımında ve eğitimde küresel bir merkeze dönüşecektir. Havacılık sektörü ülkemizde hemen hemen paralel başlamıştır. Günümüzde Boeing ve Airbus için bazı yedek parçaların üretimini yapıyoruz. Bu devlet tarafından da büyük teşvik görüyor. Millileştirme için büyük çabalar var.” diye konuştu.

İlk milli yolcu uçağının 2019-2020’de uçurulmasının planlandığını anlatan Yılmaz, şunları söyledi:

“Dünyada ekonomisinde ilk 10’da olup da havacılık sektöründe gelişmemiş bir ülke yok. Bunlar, havacılığın çok önemli olduğunu gösteriyor. Konferansta bu sektörde çalışan güzide şirketlerimiz var. Bu konuyla ilgili araştırma yapan fakülteler var. Bunları aynı platformda bir araya getirerek tanışmalarını ümit ediyoruz ki ortak çalışmalarını arzuluyoruz. Millileştirmeye katkı sağlayacak birtakım çalışmalar yapmalarını hedefliyoruz. Konferansın milli uçak sanayimize bir katkısı olacaksa bu bizi mutlu edecektir. Uluslararası akredite olmuş araştırma merkezlerine ihtiyacımız var. Fakülte olarak böyle bir planlama içine girdik. Uluslararası bakım ve eğitim merkezlerine ihtiyacımız var. Daha küçük uçaklara yönelik Türkiye’de böyle bir eksiklik göze çarpmaktadır. Uluslararası akreditasyonu sağlayacak bilgi kurumlarına ihtiyaç var.”

THY Teknik AŞ Ar-Ge Daire Başkanı Sedat Karakaş da bugün itibariyle 44 uçağa kendi geliştirdikleri bir sistemin entegrasyonunun ihalesini aldıklarını aktararak yaklaşık 12 milyon dolarlık uçuş eğlence sisteminin uçaklara entegrasyonunu gerçekleştireceklerini bildirdi.

Yaklaşık 150 akademisyenin katıldığı konferansta 120 bildiri sunulacak. Konferans, 30 Eylül Cuma sona erecek.

“Türkiye’de havacılık olağanüstü bir atılım içerisinde”

KOCAELİ (AA) – ŞENGÜL OYMAK – Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Yılmaz, Türkiye’de havacılık sektörünün olağanüstü bir atılım içerisinde olduğunu belirterek, “Dünyada yüzde 5 büyüyen sektör, ülkemizde son yıllarda dünya ortalamasının yaklaşık üç katı büyümüştür.” dedi.

Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, havacılık sektörünün tüm dünyada hızla geliştiğini ifade etti.

Türkiye’de havacılık otoritelerinin öngörülerine göre 2023 yılında havacılık sektörünün 100 geniş gövdeli, 450 dar gövdeli ve 200 bölgesel uçak olmak üzere toplam 750 uçaklık bir filoya ulaşacağını aktaran Yılmaz, bu rakamlara iş jetleri de ilave edildiğinde gelecek 10 yılda Türkiye’nin yaklaşık 6 bin pilota ve 10 bin teknisyene ihtiyaç duyacağını kaydetti.

Türkiye’de havacılık sektörünün olağanüstü bir atılım içerisinde olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:

“Dünyada yüzde 5 büyüyen sektör, ülkemizde son yıllarda dünya ortalamasının yaklaşık üç katı büyümüştür. Bu büyümenin sürdürülebilirliğini sağlamak için havacılıkla ilgili ülkemizde yapılan çok önemli yatırımlardan biri de temeli 7 Haziran 2014’te atılan ve dünyanın en büyük kapasiteli havalimanı olan İstanbul’daki üçüncü havalimanı projesidir. Bu projeyle İstanbul’un, hava trafiği, bakım onarım ve eğitimde küresel bir merkeze dönüşmesi hedeflenmektedir. Dolayısıyla sektördeki eleman ihtiyacı gittikçe büyümektedir. Boeing firmasının 2032 yılında Dünyada İhtiyaç Duyulacak Pilot ve Teknisyen Raporu’na göre 2032’ye kadar havacılık sektöründe 1 milyondan fazla yeni teknisyen ve pilota ihtiyaç vardır.”

THY Teknik AŞ, İŞKUR ve KOÜ işbirliği ile sektörün ihtiyaç duyduğu yardımcı uçak bakım teknisyeni ihtiyacını karşılamak üzere kurslar düzenlediklerini ve sözü edilen istihdam açığının azaltılması yönünde çalışmalar yapıldığını anımsatan Yılmaz, “Bu amaçla kursiyerlere sektörün ihtiyaçları doğrultusunda toplam 900 saatlik pratik ve teorik eğitimler verilmektedir. Bu kurslar yüzde 50 istihdam garantili olup, kurs sonrası sertifika almaya hak kazanan adayların yüzde 95’lere varan oranlarda istihdamının sağlandığı görülmüştür.” ifadesini kullandı.

– “Uçak parçaları ülkemizde üretiliyor”

Yılmaz, KOÜ, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi iş birliğinde gerçekleştirilecek olan “6. Ulusal Havacılık ve Uzay Konferansı”nda havacılık sektörünün günümüzdeki sorunları, bunların çözümleri ve gelecek hedefleri konusunda ortak bir platform oluşturmanın amaçlandığını bildirdi.

Bu platformla hem değerli araştırmacıları hem sektörün önde gelen kurum ve kuruluşlarıyla oluşturulacak zemin ile eğitim, idari ve teknik alanlar ile ilgili konuların mercek altına alınacağına işaret eden Yılmaz, konferansın havacılık ve uzay bilimlerini ve teknolojilerini bütünüyle kapsamına aldığını, güncel ve ulusal araştırma alanlarındaki çalışmaların sunumuna ve yayımlanmasına öncelik verdiğini anlattı.

Yılmaz, konferansta 120 civarında bildiri yayımlanacağını belirterek, “Günümüzde uçak yolcu koltuğu, uçak galley ürünleri gibi parçaların üretimi ile kısmen de olsa uçak parçaları ülkemizde üretilmeye başlanmış olup, uçak parçaları için üretim yan sanayinin ülkemizdeki gelişimi konuları konferans konu kapsamına girmektedir. Konferansta havacılık yönetimi, uçak yapısı, uçak ve uydu malzemeleri, uydu teknolojisi gibi konularda sunulan bildiriler tartışılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

okundu “Yeşili takip et” ile Microsoft’un Türkiye birincisi oldular

YALOVA (AA) – YUNUS OZAN SÖYLER – Yalova Atatürk Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencileri, merkezi ABD’de bulunan bilişim ve yazılım şirketi Microsoft tarafından “Geleceği planlayan çocuklar” sloganıyla düzenlenen “Kodu Cup 2016” tasarım ve programlama yarışmasında, “Yeşili takip et (Follow the green)” oyunuyla Türkiye birincisi oldu.

“Green Team” adıyla yarışmada yer alan ortaokul öğrencileri, “Follow the green” oyunuyla Türkiye’den katılan 165 projeyi geride bıraktı.

BİLSEM Müdürü Sabri Kan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerinin bu yarışmadan hak ettiği birincilikle döndüğünü söyledi.

Öğrencilerin kod yazarak oluşturdukları bu anlamlı oyunun derece aldığını duyunca çok sevindiğini dile getiren Kan, “Çok uzun süredir zaten çalışıyorlardı. Hem ebeveynleri hem de öğretmenleri olarak bizler böyle bir sonucun ortaya çıkacağından neredeyse emindik. Çocuklarımızın bu uzun sürece dayalı çalışmalarının bir meyveyle süslendiğini görmek bizim için çok büyük bir sevinç kaynağı, öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Çok yakın gelecekte onların yazılım alanında ülkemizi çok iyi yerlerde temsil edeceğine inancım sonsuzdur.” dedi.

Bilişim Teknolojileri öğretmeni Koray Özdemir de bilişim çağında öğrencilerin programlamayı öğrenmesinden, bununla yeni oyunlar tasarlamasından ve kurum olarak buna aracı olmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Yarışmanın amacı öğrencilerimizin programlama yeterliliklerini kullanarak, ‘Çevre ve Ben’ temalı bir oyun hazırlamalarıydı. Bu amaçla öğrencilerimiz bir senaryo oluşturdu. Daha sonra bu senaryoya bağlı programın genel tasarımını yaptılar. Ardından kendi başlarına bunun kodlamasını, programlamasını yaptılar ve oyunlarını hazır hale getirdiler. Türkiye çapında 166 proje başvurusu oldu. Öğrencilerimiz önce ilk 10 finalist arasında olmaya hak kazandı. Daha sonra 8 Eylül’de İstanbul’da yapılan final yarışmasında Türkiye birincisi oldular. BİLSEM olarak çok mutlu ve gururluyuz. Türkiye’de böyle yarışmaların olması hepimiz için çok iyi.”

– “Programlamanın, kodlamanın ne olduğunu bilmiyordum”

8. Sınıf öğrencisi ve Green Team Sözcüsü Simay İlaslan, bilgisayarla BİLSEM’de tanıştığını kaydetti.

Buraya gelmeden önce programlamanın, kodlamanın ne olduğunu bilmediğini anlatan İlaslan, şöyle devam etti:

“Açıkçası böyle bir şeyin yapıldığını bile bilmiyordum. Buraya geldikten sonra buradaki bilgisayar dersinde programlamayı öğrendim ve gerçekten ilgimi çekti. Yaklaşık 3 senedir bu merkezde bilgisayar dersi alıyorum ve bu sene ilk defa bir yarışmaya katılıp birinci olduk. Yarışmadaki oyunumuzu hazırlarken hayatımızda büyük değişiklikler yaptığımızı söyleyebilirim. Bizlere verilen zaman içinde oyunumuzu yetiştirmek için sabah saat 05.00’te kalkıp okula gitmeden önce oyunu yapmaya ve vaktimi buna harcamaya başladım. Arkadaşlarımla teneffüslerde bile vaktimizi buna harcadık. Bu şekilde de oyunumuz yaptık. Oyunumuz Follow the green, çocukların bilgisayar başında geçirdikleri zamanın biraz daha kaliteli olmasını ve bu süre içinde de çevre bilinci oluşmasını sağlamayı hedefliyor.”

Green Team’de görev alan öğrenci Musa Mert Atik de oyunu piyasaya sürecek gibi hazırladıklarını dile getirerek, “Farklı farklı insanlardan farklı düşünceler alarak bu oyunu yapmaya çalıştık. Elimizden geldiğince çok çalıştık ve emeğimizin karşılığını da aldığımızı düşünüyorum.” dedi.

Oyunun senaryosunu yazan Şebnem Ilgıt Yılmaz da BİLSEM’in katkılarıyla bu yarışmaya katıldıklarını aktararak, “Bu yarışmaya görev paylaşımı yaparak hazırlandık. Ben senaryoyu yazdım. Mert ve Simay da kategorileri ayarladı, birlikte kodları yazdık. Bu şekilde hem zamandan kazandık hem de birlikte çalışmış olduk.” diye konuştu.

– Oyun

Öğrencilere birincilik kazandıran oyunun kurgusu şöyle:

Arka plan hikaye: Yıl 2017. İnsanlar yüzünden ağaçlar ve çevre zarar gördü. Savaşlar yapıldı, atmosfer zararlı gazlara maruz kaldı. Su kaynakları kirlendi. Ağaçlar kesildi. Elimizde hiç bir şey kalmadı. Kimse bu duruma geleceğimizi hayal bile etmemişti. Elimizde kalan tek şey dünyayı kurtarabilecek kadar güçlü bir bitki olan Zoe’ydi. Bu bitkiyi çoğaltmak çevreyi iyileştirecekti. Dünyanın son umutlarından biri olan bu değerli bitki koleksiyoncular tarafından çalındı.

Hedef: Zoe’yi bulup, dünyayı eski haline geri döndürmek.

Karakterler: Kodu. Kodu, oyunumuzun baş karakteridir. Zoe’yi bulmak için görevlendirilmiştir. Çevrenin eski haline dönmesine yardım edecektir.

Labirent bekçileri: Labirent bekçileri, koleksiyoncular tarafından labirenti korumak üzere görevlendirilmişlerdir. Ateş edebilir ve Kodu’ya zarar verebilirler.

Ağaçlar: Dünyamız için önemlidirler. Kodu’nun bir diğer görevi ağaçları büyütmektir.

Mayınlar: Zoe bitkisinin saklandığı labirentte dolaşırlar. Onlara çarptığında Kodu’ya zarar verirler.

– Senaryo Akışı

Ana karakter Kodu bitkiyi kurtarmaya çalışır. Bunun için labirenti geçmesi gerekmektedir. Labirent bekçilerini yok eder. Labirente girdiğinde, oradaki ağaçları büyütür. Tüm ağaçları büyütebilirse Zoe’yi sakladıkları yere ulaşır, mayınlara çarpmamaya çalışarak Zoe’yi bulur. Dünya’nın eski haline dönmesini sağlar.

Keskin nişancıyı “ATEŞKES” durduracak

ANKARA (AA) – GÖKSEL YILDIRIM – HAVELSAN, kritik tesislerin keskin nişancı tehdidine karşı korunması amacıyla Akustik Tabanlı Uzaktan Silahlı Ateş Algılama Sistemleri (ATEŞKES) adı verilen tespit sistemi geliştirdi.

Günümüzdeki sınır güvenliği konsepti kapsamında kritik tesislerin korunması önemli bir ihtiyaç oluşturuyor. Özellikle sınır bölgelerindeki sabit karakollar, birlik personelinin konuşlandığı mevkiler, doğalgaz hatları ve istasyonlar bu tür yerler arasında yer alıyor.

Bu tür kritik tesislerin mümkün olduğunca otomatik sistemlerle korunmasına ve durum farkındalığını artıracak sistemlere ihtiyaç bulunuyor. Özellikle karakollara uzaktan yapılan taciz ateşlerinin hemen fark edilmesi ve hızlı tepki verilmesi askeri açıdan çok önem taşıyor. Bu amaçla kamera, radar, sismik, titreşime duyarlı algılayıcılar gibi farklı teknolojiler kullanılabiliyor.

Sese duyarlı atış tespit sistemleriyle çok sayıdaki akustik algılayıcıdan faydalanarak ateşli silahların yerinin belirlenmesi amaçlanıyor. Bu sayede, karakol gibi kritik tesislere ateşli silahlarla yapılan saldırılarda, ateş edenlerin konumunun tespit edilmesiyle silahların otomatik olarak o bölgeye yönlendirilmesi ve bu sayede ilk ateşe karşılık verilmesi hedefleniyor.

HAVELSAN, yürüttüğü Ar-Ge çalışmaları sonunda söz konusu yöntemi kullanarak ATEŞKES adı verilen Keskin Nişancı Tespit Sistemi geliştirdi.

Sistemde 8 mikrofon kullanılıyor. Bu mikrofonlardan alınan veriler üzerinde, yoğun sinyal işleme algoritmaları çalışıyor.

ATEŞKES’le, keskin nişancı tüfeğinde merminin namludan çıkarken oluşturduğu ses dalgaları ve merminin hedefe giderken oluşturduğu şok dalgaları algılanarak merminin geliş yönü ve ateş kaynağının konumu yüksek doğrulukla tespit edilebiliyor. Şok dalgaları ve namlu sesinin birlikte kullanılması hassas konum belirlemede kritik rol oynuyor.

Sistem sayesinde 24 saat dinleme yapılarak silahı kullanan kişinin yönü ve yeri belirlenebiliyor. Böylece karşı sistemler kısa süre içerisinde o bölgeye yönlendirilerek tesisin güvenliği sağlanabiliyor.

ATEŞKES, GPS alıcısı ve ataletsel ölçerlerle konumunu ve yönelimini kendisi hesaplayabiliyor. Böylece hızlı şekilde kurulumu sağlanabiliyor. Aynı alanda bu sistemden birden fazla kullanılması ve veri füzyonuyla tehdit kaynağına ilişkin çok daha iyi konum tespiti yapılabiliyor.

Bu cihazlardan 3-4’ünün kritik bir tesisin etrafına kurulmasıyla söz konusu tehditlere karşı hassas bir koruma sağlanabileceği belirtiliyor. Cihazların kablosuz olarak birbirleriyle haberleşmesi çok daha başarılı sonuçlar alınmasına olanak veriyor.

Sistemin etki alanı kullanılan silahın tipine göre değişiyor. Silahlarla yapılan test sonuçlarına göre, tek cihazla 500 metreye kadar eksi/artı 2 derece yönelimde hassasiyetle, konum olarak da yüzde 10-15’lik bir hata payı ile yer tespit edilebiliyor. Sistemin tespit mesafesinin teorik olarak 1-2 kilometreye kadar çıkabileceğine işaret ediliyor.

Barut yerine elektromanyetik fırlatma sistemi

ISPARTA (AA) – MURAT YOLCU – Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfi Öksüz ve ekibi, içine konulan metalleri barut yerine elektromanyetik enerji ile 500 metre fırlatabilen sistem geliştirdi.

Prof. Dr. Öksüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, SDÜ Göller Bölgesi Teknokent bünyesinde 5 yıl önce kurdukları şirketlerde tamamen Ar-Ge üzerine faaliyetler gerçekleştirdiklerini anlattı. Araştırmalarının ana konularının plazma sistemleri, nanoteknoloji ve elektromanyetik sistemler olduğunu anlatan Öksüz, ürettikleri bazı sistemleri yurt dışına ihraç ettiklerini ve olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi.

Yaklaşık 3 ay önce “elektromanyetik fırlatma sistemi” projesine başladıklarını ifade eden Öksüz, “Bu sistemde oluşturduğumuz elektromanyetik dalgalarla kullandığımız malzemeler üzerine bir kuvvet uyguluyoruz. Bu kuvvet de malzemeye bir itki sağlıyor ve belli bir hızla fırlatıyor. Elektromanyetik enerji ile gerçekleştirilen itki, normal kimyasal yakıtlarla yapılan itkilerden 5-10 kat daha fazla olabiliyor” dedi.

Kurdukları sistemin şu andaki hızının saniyede 300 metre olduğunu dile getiren Öksüz, bu sistemin yurt dışındaki muadillerinin hızının saniyede 3 bin metre olduğunu, geliştirilmesi halinde bu hıza da ulaşabileceklerini belirtti.

Öksüz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Normal şartlarda fırlatma için barut gibi katı yakıtlar ile sıvı yakıtlar kullanılıyor. Bunlar etki tepki yasasına göre hareket ediyorlar. Barutun sağladığı termal enerji, kinetik enerjiye dönüşüyor ve önündeki füzeyi ya da içindeki cismi fırlatıyor. Bunlar kimyasal malzemeler ve bunların üretimi çevreci değil hem de tüketimi de çevreci değil. Bunu kullananlara zarar verebiliyor ama bizim elektromanyetik fırlatıcımız bu sorunları ortadan kaldırıyor. Bu sistem, aklınıza gelen her şeyi fırlatabilecek düzeyde. Top olabilir, füze olabilir, tank mermisi olabilir. Sistemle fırlatma sayısını artırabilirsiniz. Elektromanyetik fırlatma sistemi ile artık barut kullanılmayacak. Bunun yerine elektromanyetik enerjiyi kullanabileceğiz. Bundan sonra savunma sanayisinde kullanılacak silahlar, elektromanyetik fırlatıcıların kullanıldığı silahlar olacak. Dünyada bunları gemilere monte etme çalışmaları devam etmektedir. Geleceğin savaş teknolojisinde lazerlerin ve elektromanyetik fırlatıcıların önemi çok fazla olacaktır.”

Projesi için herhangi bir destek almadığını anlatan Öksüz, söz konusu sistemin yurtdışındaki benzerlerinin seviyesine ulaşması için 2 milyon dolarlık bir desteğe ihtiyaç duyduklarını sözlerine ekledi.

SDÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin İlker Çarıkçı da Öksüz’ün projesinin savunma sanayisinde kullanabilecek bir sistem olduğunu, geliştirilmesi halinde endüstriyel hale getirilebileceğini kaydetti.

Uluslararası 35. Bilim Aletleri Sempozyumu

İSTANBUL (AA) – İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü ile Uluslararası Bilim ve Teknoloji Tarihi ve Felsefesi Birliği Bilim Aletleri Komisyonu’nun ortaklaşa düzenlediği “Uluslararası 35. Bilim Aletleri Sempozyumu” başladı.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, sempozyum ve sempozyum kapsamında düzenlenen “İstanbul Üniversitesi Koleksiyonlarında Bilimsel Aletler, Yamalar, Baskılar Sergisi” törenle açıldı.

Teması “Doğu ile Batı Arasında Bilim Aletleri” olarak belirlenen ve bilimsel aletlerin tarihi konusunda uzman bilim insanlarının katıldığı sempozyum, 30 Eylül’e kadar İÜ Kongre Kültür Merkezi’nde devam edecek.

Sempozyum kapsamında, İÜ koleksiyonlarındaki önemli bilim yazmalarını ve bilim aletlerini tanıtmak amacıyla düzenlenen sergide, İÜ Nadir Eserler Kütüphanesi’ndeki bilim yazma ve baskılarından bir seçki ile İÜ Fen ve Mühendislik fakültelerindeki bilimsel aletlerden örnekler sergileniyor. Sergi 26 Aralık’a kadar 2. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, törendeki konuşmasında, sempozyum ve serginin İstanbul Üniversitesi çatısı altında yapılmasından memnun olduğunu ifade ederek, dünyanın en eski üniversitelerinden biri olan İÜ’nün eğitim faaliyetlerinin yanı sıra araştırmaya önem veren, destekleyen bir üniversite olduğunu ve dünya üniversiteleri akademik sıralamasında 11 yıldır “dünyanın ilk 500 üniversitesi” arasında yer aldığını kaydetti.

Bilim Aletleri Sempozyumu’nun 35’incisinin Türkiye’de İstanbul Üniversitesi bünyesinde düzenlendiğine değinen Ak, etkinliğin üniversite ile Uluslararası Bilim ve Teknoloji Tarihi ve Felsefesi Birliği iş birliğini güçlendirmeye ve Türk bilim insanları ile uluslararası kurumlardaki meslektaşları arasında yeni ortak çalışmalara vesile olmasını diledi.

Ak, İstanbul Üniversitesi’nin Türk kültür mirasını koruma konusuna özel önem verdiğini belirterek, şunları söyledi:

“Sergideki aletler ve yazma eserler ve yeni restore edilen 2. Bayezid Hamamı, bu çabalara tanıklık etmektedir. Serginin yer aldığı 2. Bayezid Hamamı, 16. yüzyılın başında, Beyazıt Camisi külliyesinin bir parçası olarak inşa edilmiştir. Bu tarihi yapı, 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültürel Miras Listesi’ne giren ‘İstanbul Tarihi Alanları’ içinde yer almaktadır. Üniversitemiz mülkiyetinde olan bu yapı içinde, 2015 yılında tamamlanan restorasyondan sonra, bir Türk Hamam Kültürü Müzesi oluşturulmuştur. Üniversitemizin desteğiyle bu mekanda bugün açılan İstanbul Üniversitesi Koleksiyonlarında Bilimsel Aletler, Yamalar, Baskılar sergisi gibi çeşitli bilimsel ve kültürel sergiler düzenlenmektedir.”

İÜ Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Feza Günergun da etkinliğin, Türk bilim tarihi uzmanlarının, dünyadan uzmanlarla buluşma fırsatı yakalaması adına önemli bir gelişme olduğuna değinerek, sempozyum için 17 ülkeden 70’in üzerinde katılımcının İstanbul’da buluştuğunu, 54 rapor ve 8 afişin sunulacağını aktardı.

Koleksiyonları ziyaret etmenin SIC sempozyumlarında önem arz eden bir gelenek olduğunu ifade eden Günergun, “Biz bu geleneği İstanbul’da devam ettirmek istiyoruz. İstanbul Üniversitesi bilimsel araçların sergilendiği bir alana sahip olmadığı için çeşitli bölüm ve fakültelerde bulunan koleksiyonları bir araya getirerek bir sergi oluşturma fikri ortaya kondu. Sempozyum ve sergi arasında ahenk sağlamak adına, Doğu ve Batı arasında bilginin hareketliliği konusu seçildi. Osmanlı dönemine ait, 13. ve 20. yüzyıl arasını kaplayan parçaları sergiliyoruz. Üniversite koleksiyonumuzda bulunmayan parçalar için, özel koleksiyonculardan yardım istedik ve birbirinden özel parçalarını sergilememize izin verdikleri için hepsine buradan teşekkür ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Uluslararası Erzincan Sempozyumu”na doğru

ERZİNCAN (AA) – Erzincan’da 60 üniversiteden 400 bilim insanının katılımıyla “Uluslararası Erzincan Sempozyumu” düzenlenecek.

Erzincan Üniversitesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, valilik, belediye ve üniversite iş birliğiyle Hukuk Fakültesindeki 7 salonda düzenlenecek sempozyuma 60 üniversiteden 400 bilim insanı katılacak.

Kentin potansiyeli ve sorunlarının bilimsel olarak incelenmesinin amaçlandığı sempozyumda, Erzincan’ın tarihi, coğrafi, çevresel, iktisadi, dini, sosyal, kültürel, edebi ve folklorik değerlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor.

19 başlık altında gerçekleştirilecek olan, 322 bildiri ve 9 poster olmak üzere 331 sunumun yapılacağı sempozyum, 28 Eylül Çarşamba günü başlayacak ve 4 gün sürecek.

Hedefi takip edebilen mermi geliştirildi

ANKARA (AA) – ABD’de hedefi takip etme kabiliyetine sahip mermi geliştirildiği bildirildi.

ABD Savunma Bakanlığına bağlı İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), havadayken manevra yapabilen 50 kalibrelik bir mermi geliştirdi.

DARPA’dan yapılan açıklamada, ateşlendikten sonra yön değiştirebilen merminin, takip özelliğine sahip “gerçek zamanlı optik kılavuz sistemi” kullanılarak tasarlandığı belirtildi.

Kılavuz sisteminin, hava koşulları ve hedefin hareketleri gibi dış etkenlere rağmen keskin nişancıların tam isabet şansını yükselttiği kaydedildi.

Açıklamada, “Ordu mensubu keskin nişancılar için, Afganistan’da sıklıkla görülen tozlu ve rüzgarlı arazi gibi uygunsuz koşullarda hareketli hedefleri ele geçirmek, mevcut teknolojiyle çok zor.” ifadesi kullanıldı.

DARPA, güdümlü keskin nişancı mermilerinin tanıtımını ilk kez 2014 yılında yapmıştı. İlk canlı atış denemeleri geçen yıl gerçekleştirilmişti.

Fındık verimi ve kalitesini artıracak çalışma

SAMSUN (AA) – MEHMET KUMCAĞIZ – Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünce fındık üretimi ve kalitesini artırmak amacıyla yürütülen TÜBİTAK projesinde başarılı sonuçlar sağlandı.

OMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi ve proje yürütücüsü Prof. Dr. Ümit Serdar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karadeniz Bölgesi’nde fındık üretimi ve kalitesini artırmak için ”Fındık dip sürgünü temizliğine karşı farklı gübre çözeltileri ve uygulamaları” adı altında alternatif proje geliştirdiklerini söyledi.

Kalite ve verimi artırmak için öncelikle fındık dip sürgünlerinin temizliği ve bakımının yapılması gerektiğine dikkati çeken Serdar, projenin de bu yönde geliştirildiğini belirtti.

Fındık dip sürgünü temizliği için farklı bir yöntem geliştirmek istediklerini dile getiren Serdar, “Özellikle fındık dip sürgünlerinde yabancı ot ilaçlarına karşı alternatif olarak kullanılan kimyasal ilaçların önüne geçmek istedik. Yabancı ot ilaçları, yani kimyasal ilaçlar uzun yıllar kullanıldığında toprak için birçok zararları oluyor. Bu nedenle biz farklı gübreleri denedik. Fındık dip sürgünü temizliğini kimyasal ilaçlarla değil, azotlu gübrelerin bir türü ile yaptık. Hem temizliği daha ucuza getirdik hem de daha güçlü, verimli ve kaliteli fındık elde etmiş oluyoruz.” diye konuştu.

Serdar, projenin Türkiye’de fındık verimi ve kalitesini artırmak adına önemli bir çalışma olduğunu vurgulayarak, fındık dip sürgün temizliğinde yabancı otlara karşı azotlu gübre uygulamasının çiftçiler tarafından çok rahat şekilde uygulanabileceğine işaret etti.

Proje kapsamında hem uygulama yapılmayan hem de projelerini uyguladıkları bahçelerde fındık çotanaklarındaki meyve sayısı ve karanfilleri saydıklarını anlatan Serdar, “Daha sonra her iki bahçede de fındıkların kalite ve verimliliğini araştırdık. 18 ay süren proje sonunda yüzde 20’nin üzerinde kalite ve verim artışı sağladık.” ifadelerini kullandı.

Projenin tam anlamıyla hayata geçmesi için başka bölgelerdeki üreticilerle fındık bahçelerinde uygulamalar yapacaklarını dile getiren Serdar, her bölgede aynı artış ve kalite sağlanırsa patent başvurusunda bulunacaklarını kaydetti.