Filistinli mekanik ustasının başarısı

GAZZE (AA) – Gazze Şeridi’nde, 36 yaşındaki mekanik ustası Filistinli Münir eş-Şendi, Alman otomobil üreticisi Mercedes’in Gazelle modelinin benzerini yaptı.

Yaklaşık iki yıl önce mekanik ustası olarak çalıştığı Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) Gazze kentine dönen Şendi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günümüzde ancak müzelerde bulunan Mercedes’in Gazelle modelini imal etme rüyasını gerçekleştirdiğini belirtti.

Aracın imalatına iki yıl önce çizimlerini yaparak başladığını ifade eden Şendi, aracın yapımında, kullanılmış arabaların parçalarının yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) ithal ettiği araba lastikleri ve yurt dışından getirdiği parçaları kullandığını kaydetti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukadan dolayı aracın yapımında pek çok zorlukla karşılaştığını dile getiren Şendi, aracı kar amaçlı değil kendisi ve ailesinin kullanması için imal ettiğini söyledi.

Aracın, ruhsat alınana kadar kardeşinin otomobil galerisinde bulunacağını ifade eden Şendi, aracın kendisine ne kadara mal olduğunu açıklamak istemedi.

India launches 20 satellites in record-breaking mission

By Abdul Gani

GUWAHATI, India (AA) – India has launched 20 satellites into orbit in a single mission on Wednesday, the government’s Press Information Bureau (PIB) said.

In the largest mission in Indian history, the Indian Space Research Organisation (ISRO) successfully launched the Cartosat-2 satellite for mapping the earth’s surface along with 19 other satellites at from the Satish Dhawan Space Centre off India’s east coast.

“My heartiest congratulations to you and your entire team. The nation is proud of this achievement which has demonstrated, yet again, India’s increasing space capabilities,” said Indian President Pranab Mukherjee.

A PIB statement said that 17 of the satellites were launched for customers from other countries, the majority being from the U.S.

In 2014 India celebrated its progress in space research when it successfully launched an Indian-developed probe to orbit Mars, becoming the first Asian country to do so and the first nation to successfully launch a probe to mars on its first attempt.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü Düzce’de

DÜZCE (AA) – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Düzce’deki şehit ailelerini ziyaret etti.

Valiliğin düzenlediği iftarın ardından Mamure köyüne geçen Özlü, yaklaşık 9 ay önce Hakkari’nin Dağlıca bölgesinde terör örgütü PKK mensuplarınca yola döşenen patlayıcının zırhlı araçların geçişi esnasında infilak ettirilmesi sonucu şehit olan 16 askerden Piyade Er Cihan Aksarı’nın babası Cemalettin Aksarı ve annesi Sultan Aksarı’yı evlerinde ziyaret etti.

Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 30 dakika sürdü. Bakan Özlü, buradan da Kaynaşlı ilçesine geçerek, yaklaşık 7 ay önce Şırnak’ın Silopi ilçesinde teröristlerin yola döşediği bombanın infilak ettirilmesi sonucu şehit olan polis memuru Sabri Altınbaş’ın babası Zeki Altınbaş ve annesi Necmiye Altınbaş’ın evine gitti.

Daha sonra Gölyaka ilçesinde vatandaşlarla da bir araya gelen Faruk Özlü, böbrek rahatsızlığı nedeniyle Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde gözlem altına alınan Düzce Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre’yi de ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.

Kafa hareketiyle çalışan tekerlekli sandalye yaptılar

TRABZON (AA) – MELTEM YILMAZ – Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, kollarını kullanamayan yaşlılar ve felçliler için kafa hareketiyle kontrol edilebilen tekerlekli sandalye geliştirdi.

KTÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Önder Aydemir gözetiminde, son sınıf öğrencileri Emrah Özbaş, Büşra Korkmaz ve Hüseyin Celal Aydın tarafından hazırlanan proje, elini ve kolunu kullanamayan kişilerin hayatını kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Projeyi hazırlayan öğrencilerden Emrah Özbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de bu tarz ürünlerin satışı olmadığını, bu nedenle de bu ürünlerin alımının yurt dışından yapıldığını söyledi.

Bu tür ürünlerin satış fiyatının da yurt dışında fazla olduğunu belirten Özbaş, “Türkiye’de yurt dışından alım var, fakat insanların alım gücü düşük olduğu için bu tarz ürünlere ulaşabilmek oldukça güç oluyor. Biz de bunu baz alarak, bu tarz ürünleri daha düşük maliyetle nasıl üretebiliriz diye düşündük ve böyle bir proje yapmaya karar verdik.” dedi.

Özbaş, konuyla ilgili birçok araştırma yaptıklarını da ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Projede eli ve kolu olmayan, boynundan aşağısı felç olan, kas erimesi sebebiyle uzuvlarına yeterince hakim olamayan engelli veya hasta bireylerin, kimseye ihtiyaç duymadan kafa hareketleriyle akülü araçlarını kullanarak, kendilerini idare etmesini sağlayan yeni bir elektronik araç tasarlamayı planladık. Tasarladığımız bu sistem sayesinde, söz konusu engelli kişilerin sadece kafa hareketleriyle akülü tekerlekli sandalyelerini kullanmalarına ve sosyal hayata da katılmalarına olanak sağlamış olduk.”

Sistemin geliştirilebileceğini anlatan Özbaş, kişinin kafasına yerleştirilen şapkada kontrol mekanizmasının olduğunu kaydetti.

Emrah Özbaş, buradan alınan açı bilgilerini işleyerek tekerlekli sandalyeyi hareket ettirmeyi planladıklarını ve bunu yaptıklarını ifade ederek, “Sağa sola, ileri geri kafa hareketleriyle açı değişiyor. Bu açı bilgisine göre de bluetooth modu yardımıyla, kontrol mekanizmasından gelen bilgilerle motor sürücü devresine, ileri geri, sağa sola komutunu iletiliyor. Bu tarz motor sürücü devresine de komutlar vererek, bu şekilde sandalye hareket etmiş oluyor” dedi.

Sistemi yaklaşık 6 aylık bir çalışmanın ardından hayata geçirdiklerini de vurgulayan Özbaş, projeyi bütün araştırmaları göz önünde bulundurarak vücuda getirdiklerini belirtti.

Özbaş, “Biz Türkiye’nin ekonomik durumunu ve insanların alım gücünü düşünerek, bu tarz projelere ihtiyaç duyulduğuna karar verdik ve projeyi hayata geçirdik. Proje ile akülü araçların maliyetini en aza indirerek alım gücünün yükseltilmesini hedefledik.” diye konuştu.

Emrah Özbaş, bu araca ihtiyaç duyan sayısının da azımsanamayacak oranda olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

“Maliyet yüksekliğinden dolayı çoğu hasta bireylerimiz böyle bir sisteme ulaşamıyor. Onun için hem insanları sosyal hayata hazırlamak hem de onlara yaşama sevinci katmak için böyle bir çalışmayı hayata geçirdik. Projenin bu açıdan çok önemli olduğunu düşünüyoruz.”

Buzlanmayı önleyen iletken asfalt üretildi

AFYONKARAHİSAR (AA) – MUSTAFA BAYER- Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde (AKÜ) bir grup öğretim üyesi ve öğrencilerden oluşan ekip tarafından, kış aylarında otoyollar ve havaalanlarındaki buzlanmayı önlemede kullanılabilecek, elektrik akımı iletkenliği olan asfalt üretildi.

AKÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cahit Gürer’in yürüttüğü projede, Prof. Dr. Hüseyin Akbulut, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Raif Boğa, Yrd. Doç. Dr. Sedat Çetin, İnşaat Mühendisliği öğrencileri Burcu Demirci, Necmettin Türkay, Dilan Karadeniz, Elektrik Mühendisliği bölümünden Doç. Dr. Fatih Hocaoğlu ve öğrencisi Hasan Hüseyin Çetinalp, Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Caner ve lisansüstü öğrencisi Cihan Düşmez’den oluşan ekip görev aldı.

AKÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında, 2014 yılında alınan destekle başlatılan “Elektriksel iletkenlik özelliği olan asfalt betonu geliştirilmesi”ne yönelik proje 2 yılda tamamlandı.

Gürer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD’de havaalanlarındaki beton zeminler üzerinde yaptığı inceleme sonrası, böyle bir çalışma yapmaya karar verdiğini bildirdi.

– “Projemizin amacı buzlanmayı önlemek” –

Türkiye’de karayolu ulaşımının büyük önem arz ettiğini anlatan Gürer, “Projemizin amacı buzlanmayı önlemek. Sadece karayollarında değil, aynı zamanda havaalanlarında da buzlanmanın önlenmesini istiyoruz.” diye konuştu.

Buz tutmayan yol kesimleri oluşturarak kaza ve uçak sefer iptallerinin önüne geçilebileceğini belirten Gürer, şöyle devam etti:

“Kar ve buzlanma nedeniyle özellikle yonca kavşaklarda yaşanan kazalar, ciddi trafik sıkışmalarına neden oluyor. Biz de bu amaçla elektrik akımı geçirgenliği olan asfalt üretmeyi düşündük ve bunu başardık. Tıpkı bir kablo gibi elektriği iletebiliyor. Bunun her yerde uygulanması ilk aşamada zor olabilir ama en azından sürekli buzlanmanın yaşandığı İstanbul-Bolu arasında olduğu gibi köprüler ve tünel çıkışlarında öncelikli olarak uygulanabilir. Kış aylarında trafik kazalarının en büyük nedenlerinden biri buzlanma. Havaalanlarında pistin buzlanması nedeniyle seferler iptal oluyor. Elektrik geçirgenliği olan asfalt, buzlanmayı önleyerek, maddi ve manevi kayıpları ortadan kaldıracak.”

Gürer, üretilen malzemenin ilk etapta askeri tesisler, acil girişleri, terminaller ve otobüs durakları gibi yerler ile önemli geçiş güzergahlarında kullanılabileceğini aktardı.

– “İki tabakanın ortasında kullanacağız”

Akım geçirgenliği olan malzemenin, yol yapım çalışmalarında normal asfaltın altındaki tabakaya yerleştirilmesinden dolayı, yayalar veya araçların elektrik akımına maruz kalmasının söz konusu olmadığına işaret eden Gürer, şu bilgileri verdi:

“Bunu sandviç tabaka gibi düşünün. Bunu iki tabakanın arasında kullanacağız. Yol katmanlarına bakıldığında en üstteki asfalt tabaka birden fazla katmandan oluşabiliyor. Bunu ara tabaka olarak kullandığımız zaman herhangi bir tehlike olmayacak. Elektriği kablosuz ileten ve bu sayede sıcaklığı çok kısa sürede donma noktasının üzerine çıkabilen sıcak karışım asfalt betonu ürettik. Asfalt sıcaklığı 10 dakikada 23 dereceden, 47 dereceye ulaşabiliyor.”

Gürer, malzemenin, mevcut asfalt tesislerinde rahatlıkla üretilebileceğine dikkati çekerek, “Çalışmamızda, demir çelik üretiminde atık madde olarak ortaya çıkan çelik ana cürufu, iletkenliği sağlamak için karbon tozu kullandık. Karbon liflerini normal asfalt malzemenin içine kattık.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de protokol yolları denilen bazı noktalarda buzlanmayı önleyici kablolu sistemin bulunduğunu kaydeden Gürer, şöyle konuştu:

“Ancak kablolu sistemlerin bazı dezavantajları var. Sadece belirli noktadaki buzu eritebiliyorsunuz. Kabloların arızalanma riski var. Bizim malzememizin kendisi iletken. Kablonun arızalanması gibi bir risk yok. Sadece belirli noktalarda besleme üniteleri kurmak gerekebilir. İlerleyen süreçte, yenilenebilir enerji kaynakları ile kendi enerjisini üretebileceği bir sisteme geçilebilir. Bu malzeme, içinde sensör olan akıllı yolların yapılmasına olanak tanıyacak. Malzememizin en büyük avantajı bu. Ayrıca, don ve buzlanmaya karşı kullanılan solüsyonlar toprağa ve yer altı sularına karışarak kirletebiliyor. Asfaltın ömrünü kısaltıyor, araçlar zarar görüyor. Elektrik geçirgenliği olan asfaltın kullanımı ile bu tür zararlar ortadan kaldırılmış olacak.”

“Robot yılan” okulun maskotu oldu

ÇANKIRI (AA) – MEHMET DEMİRCİ – Çankırı’da 8. sınıf öğrencisi Batuhan Gökçek’in yaptığı yılan şeklindeki robot, okulun maskotu haline geldi.

Orta ilçesindeki Orta Yatılı Bölge Ortaokulu öğrencisi Batuhan Gökçek, okulunda düzenlenen 4006 TÜBİTAK Bilim Fuarı’na yaptığı “robot yılan” ile katıldı.

Canlısı gibi hareket eden, okulun koridorlarında ve dersliklerde kıvrılarak sürünen robot yılan, fuarı gezenlerin ilgi odağı oldu.

Gökçek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçeye bağlı Elden köyünde yaşadığını belirtti.

Köyde araziye çıktığında sık sık yılanlarla karşılaştığını dile getiren Gökçek, “Teknoloji ve tasarım dersinde projelerle ilgili konuşurken aklıma yılanlar geldi. Doğadaki yılanlarla teknolojiyi birleştirmek istedim. Sonra robottan yılan yaptım.” dedi.

Projeyi hazırlarken robot yılanın birçok parçasını internetten satın aldığını ifade eden Gökçek, öğretmenlerinin de yardımıyla parçaları birleştirdiğini kaydetti.

Telefonuna yüklediği bir programla robot yılanı hareket ettirdiğini anlatan Gökçek, “Yılanımızın göz bölümünde sensörler bulunuyor. Hareket eden bir cismi fark ettiğinde yılan cisme başını sallıyor. Tekerlekler yoluyla hareket ediyor. Farklı parçalardan oluştuğu için sağa sola dönerken kıvrılıyor.” diye konuştu.

Robot yılanın okulda kısa sürede sevildiğini söyleyen Gökçek, “Hocalarımla görüşüp, projeyi yaptıktan sonra fuarda sergiledim. Onu herkes çok sevdi. Sınıfta dolaşıyor, derslere giriyor. Öğrenciler onunla oynuyor. Robot yılan, okulumuzun maskotu haline geldi.” ifadesini kullandı.

– “Öğrencileri eğlendiriyor”

Okulun Müdür Vekili Dinçer Işık, öğrencilerin bilimsel çalışmalarına ellerinden geldiğince destek verdiklerini ifade etti.

Işık, “2016 yılı 4006 TÜBİTAK Bilim Fuarı kapsamında program geliştirme ve kullanma alanında yapılan robot yılanımız büyük ilgi ve takdir topladı. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” dedi.

Bilim ve teknoloji öğretmeni Muhittin Uysal da fuarda fen ve teknoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi ile teknoloji tasarımı ve zeka oyunu projelerinin yer aldığını kaydetti.

Robot yılan projesinin Batuhan’a ait olduğunu bildiren Uysal, “Batuhan’ın kendi düşüncesi olan, bizimle paylaştığı yılan robot projesi oldukça ilgi çekiciydi. Robot yılan bilim fuarının ve okulumuzun maskotu haline geldi. Okulumuzun bahçesinde, yemekhanede ve sınıfta dolaşıyor. Öğrencileri eğlendiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Kör noktalardaki kazaları öğrenciler engelleyecek

BATMAN (AA) – YILMAZ EKİNCİ – Batman’da lise öğrencilerinin geliştirdiği sistemle, karayollarında “kör noktalarda” meydana gelen kazaların önlenmesi hedefleniyor.

Piri Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, “Karayollarında Kazaları Önleme Sistemi (KARKÖS)” geliştirdi.

Öğrencilerin, fizik öğretmeni Bilal Baran’ın desteğiyle yaklaşık 3 ayda geliştirdiği sistemle, karayollarında “kör nokta” tabir edilen yerlerde sık sık meydana gelen kazaların önlenmesi amaçlanıyor.

Baran, AA muhabirine, KARKÖS’ün, karayollarındaki kör noktaları tehlikeli olmaktan çıkaracağını söyledi.

Kör noktalara yerleştirilecek sistemle, karşı yönden gelen araçların sürücülerinin birbirinden haberdar olacağını kaydeden Baran, “Kör noktaya yaklaşan aracı algılayan sistem, karşı yöne kurulan ekranda ‘Araç var’ yazısıyla sürücüyü uyarıyor. Sistem, araçların hızlarına bağlı olarak gereken yere konularak, fren mesafesine imkan tanıyabiliyor. Bu şekilde can ve mal kaybı ciddi anlamda önlenecek.” dedi.

Projenin, TÜBİTAK 4006 Bilim Çalışması kapsamında finanse edildiğini belirten Baran, “3 ayda 15 öğrenciyle yaptığımız sistem, 2 bin liraya mal oldu. Çok büyük bir bütçeye gerek yok. Devre sistemleri tamamen tarafımızdan oluşturuldu.” ifadelerini kullandı.

– “Öğrencilerimizin hepsi birer değerdir”

Okul Müdürü Necmettin Doğankümet ise kazaları önleyecek projeden mutluluk duyduğunu belirterek, “Okulumuz tarafından geliştirilen projenin patentini almak için çalışma başlattık.” diye konuştu.

Doğankümet, “Meslek lisesi, bizim için memleket meselesidir. Öğrencilerimizin hepsi birer değerdir. Bu değerleri, bir üste seviye çıkarmak ve farkındalık yaratmak, onların eğitim öğretim hayatlarını daha nitelikli hale getirmek için çabalıyoruz.” dedi.

Öğrenciler ise çalışma dolayısıyla mutlu olduklarını, daha önemli projeleri gerçekleştirmek için çaba göstereceklerini kaydetti.

Öğretmen Baran ve öğrenciler, geliştirdikleri sistemin nasıl çalıştığını, okul bahçesinde uygulamalı gösterdi.

Kurbağalarda toplu ölüme neden olan mantar belirlendi

AFYONKARAHİSAR (AA) – MUSTAFA BAYER – Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş’in koordinatörlüğünü yaptığı, TÜBİTAK’ın da desteklediği proje kapsamında, Türkiye’de ekosistem açısından önemli 16 kurbağa türünden 6’sında son yıllarda meydana gelen toplu ölümlere bir mantar türünün neden olduğu belirlendi.

AKÜ Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü de olan Erişmiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeye 2013’de iki amfibi patojeni olan Batrachochytrium dendrobatidis ve Ranavirus’un Türkiye’deki yaygınlığının ilk kez saptanması amacıyla başladıklarını söyledi.

Dünyadaki 6 bin 593 amfibi türünden yüzde 32’sinin büyük tehdit altında olduğunu belirten Erişmiş, 1980 yılından bu yana türü yok olma tehditi altında olan yaklaşık 122 amfibi türü popülasyonunun yüzde 43 oranında azaldığını ifade etti.

Erişmiş, özellikle kurbağaların dünya ekosistemi içerisinde çok önemli yere sahip olduğuna işaret ederek, “Besin piramidinin ortasında yer alan kurbağalar, çevresel değişikliklere cevap veren canlılardır. Yani eğer hala derelerde, göllerde, akarsularda bolca kurbağa türü yaşıyorsa ve geceleri sesleri ile sizleri uyutmuyorsa sorun yoktur. Şayet bu sesler azalmaya başlamışsa sorunlar derinleşiyor demektir.” diye konuştu.

– Amfibi türler üzerinde tehdit oluşturuyor

Türkiye’deki 16 kurbağa türünden, 3’ü endemik olan 6’sı üzerinde araştırma yaptıklarını dile getiren Erişmiş, şunları kaydetti:

“Hastalığa neden olan mantar türlerinden ‘Batrachochytrium dendrobatidis’ ilk kez yerkürenin güneyinde ortaya çıkmış ve birçok amfibi türünün azalmasına neden olmuştur. İklim değişikliğine bağlı olarak yerkürenin kuzey bölgesine yayılışı son yıllarda hızlanmıştır. Bu mantarın tespiti moleküler yöntemlerle yapılmaktadır. İklim değişikliği moleküler yöntemle nasıl ispat edilir denildiğinde, kanıt olarak bu mantarın kuzey yarımkürede hayat bulması gösterilebilir. Mantarın, dünya genelinde yaklaşık 350 amfibi türünün azalmasına veya yok olmasına neden olduğu bilinmektedir. Diğer önemli bir amfibi patojeni ise Ranavirus’tür. Bu virüs tipi balık, kaplumbağa, kertenkele, yılan gibi hayvanları da kolaylıkla enfekte ederek, türler için tehdit oluşturmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda Denizli çevresinde tatlı su balıklarındaki toplu ölümlerin bu virüs yüzünden olduğunu da belirledik.”

Erişmiş, üç kıtanın birleştiği Anadolu’nun, besin bulma, barınma ve göç yolları gibi hayati işlevlere uygun ekosisteme ve zengin hayvan çeşitliliğine sahip olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Anadolu’nun bu özelliği, bazı ölümcül hastalıkların da yayılmasına neden oluyor. Üniversitemiz Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyeleri ve Veteriner Fakültesinden bir hocamızın da bulunduğu 5 kişilik ekiple, 2013’ten bu yana Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgeleri dışındaki tüm yerlerde yaklaşık bin 200 kurbağadan örnekler aldık. Kurbağaların ince deri tabakasının altına yerleşen ve keratinize yapısından dolayı deri solunumunu engelleyerek toplu ölümlere neden olan mantar varlığını belirledik.”

Araştırmayı, “nesli tehlike altında bulunan hayvanlar” kategorisindeki kurbağa türleri üzerinde yaptıklarını anlatan Erişmiş, projenin son aşamasına gelindiğini ifade etti.

– “Öncül bir çalışma olmuştur”

Diğer 10 tür üzerinde de çalışmak için TÜBİTAK’a proje başvurusunda bulunduklarını bildiren Erişmiş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kabul edilmesi halinde diğer türler üzerinde de araştırmalarımız devam edecek. Mantar türünün nasıl ve nereden geldiği araştırılacak. Sonuç olarak, bu proje ülkemizde daha sonra yapılacak amfibi patojen çalışmalarına öncül bir çalışma olmuştur. Elde edilen veriler, yapılacak olan eko-sağlık, çevresel hastalık ile ilgili çalışmalara referans olacağı gibi, popülasyon dinamiği çalışmalarına önemli katkılar sağlayacaktır.”

Turkey takes part in international cybercrime event

BELGRADE, Serbia (AA) – Turkey is taking part in a three-day cybercrime conference organized by the EU and the Council of Europe in Macedonia.

The ‘iproceeds’ event began in the southwest city of Ohri on Monday.

A joint project between the EU and the Council of Europe, it aims to strengthen the capacity of national authorities to search for, seize and confiscate cybercrime proceeds and prevent money laundering on the Internet.

Albania, Bosnia and Herzegovina, Montenegro, Serbia and Kosovo are also taking part.

The head of the Council of Europe’s cybercrime office, Alexander Seger, told Anadolu Agency that these kind of projects had “great political support”.

“When you look at the issues such as cybercrime, information technology and criminal actions, we are at the starting point,” said Seger.

Cavkov stressed the importance of international cooperation for a more effective fight against cybercrime.

The conference will last until Wednesday.

Üniversitelilerden “seralara uzaktan takip sistemi”

TRABZON (AA) – MELTEM YILMAZ – Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünden 3 öğrenci, geliştirdikleri “Seralarda toprağın nem ve sıcaklık bilgilerinin uzaktan takibi ile akıllı sulama sistemi” ile üreticilere sera içinde birçok işlemi bir arada sunuyor.

Proje danışmanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Kahveci gözetiminde, son sınıf öğrencileri Mert Kolukırık, Ertuğrul Ustaömer ve Bilge Nur Taşdelen tarafından bitirme tezi olarak hazırlanan sistem, üreticilere adeta seraya sadece ekim ve hasat dönemlerinde girme imkanı tanıyarak, ürün verimliliğinin artırılmasına ve tarım ilacının kullanılmamasına da katkı sağlıyor.

Proje yürütücüsü Mert Kolukırık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, seralarda bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için uygun iklimin oluşmasının, sera içinde sıcaklık, bağıl nem, güneş ışınımı gibi değişkenlerin kontrol altına alınmasıyla sağlanacağını söyledi.

Sera içinde olması istenen iklimsel verilerin, sera dışındaki güneş, sıcaklık, yağmur gibi etkilerden dolayı sürekli değiştiğini de dile getiren Kolukırık, bu kapsamda oluşturdukları sistemin tam otomatik olarak çalıştığını belirtti.

Kolukırık, oluşturdukları sistemle sulama ve iklimlendirme yaptıklarına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Akıllı sulamayı toprağın nem bilgilerine göre yapıyoruz. Toprak nemi istediğimiz seviyenin altındaysa sulama sistemimiz çalışıyor ve toprağa ozonlu su veriyoruz. Toprağa ozanlı su vermedeki amacımız toprağın minerallerini ve azotla olan ilişkisini maksimum düzeyde tutarak, çok daha verimli halde ürün yetiştirmek. Ayrıca iklimlendirme yapıyoruz. Onu da eğer sera ortamı çok sıcaksa ve istediğimiz değerin çok üzerindeyse, havalandırma sistemimiz çalışıyor. Havalandırma sistemimiz devreden çıktıktan sonra da sistemin yenilik unsuru olarak ozon jeneratörüyle ortama ozon veriyoruz.”

– “Her bölgede her ürünü yetiştirmek için böyle bir sistem geliştirdik”

Ortama ozon vermedeki amaçlarının da zararlı parazitleri, mikroorganizmaları, haşereleri, tarım ilacı kullanmadan yok etmek olduğunu vurgulayan Kolukırık, şunları ifade etti:

“Bu şekilde tarım ilacı kullanmamış oluyoruz ve ürünler ve bitkiler için çok daha elverişli ortam hazırlıyoruz. Ayrıca ısıtma sistemimiz eğer sera ortamı çok soğuksa ki belli bir derecenin altındaysa bunu 10 derece olarak belirledik, ısıtma sistemimiz çalışıyor. Bunun dışında aydınlatma sistemimiz var. Bu aydınlatma sistemimiz karanlık havalarda bitkinin fotosentez yavaşlatma durumu olabiliyor, bu durumu engellemek ve bitkinin büyümesini hızlandırmak için aydınlatma sistemi ile mavi led döşedik.”

Kolukırık, aydınlatma sisteminin mavi ledlerle çalıştığını belirterek, “Yaz aylarında da öğlen 12 ile 4 arasında güneş ışınlarının çok dik geldiği açılarda, seranın aşırı ısınması önlemek için gölgelendirme sistemimiz var. Bu sistemle perdeyi kapatarak güneş ışınlarının olumsuz etkilerini de önlemiş oluyoruz. Seranın bu şekilde aşırı ısınmasının da önüne geçmiş oluyoruz.” dedi.

Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğuna dikkati çeken Kolukırık, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ülkemiz tarım ülkesi ama her ürün her bölgede yetişmiyor. Tarım toprakları ileride maalesef kullanılamayacak. Biz her bölgede her ürünü yetiştirmek için böyle bir sistem geliştirdik. Tarım ilacının olumsuz yönlerini sıfıra indirebilmek için tarım ilaçlarından vazgeçerek, ozon jeneratörüyle ortama ozon verdik. Bu şekilde parazitliği önlemeye çalıştık. Amacımız bitkiler ve bitkinin yetiştirilebilmesi için elverişli ortamı hazırlayarak, ürün verimliliği maksimum seviyeye getirmek ve tarım ilacının kullanılmasının önüne geçerek, daha sağlıklı ürünler yetiştirmek.”