“Bülent Yurt Hukuk ve Demokrasi Ödülleri” sahiplerini buldu

ANKARA (AA) – Hukuk ve Demokrasi Kurumu Derneği Genel Başkanı Nevzat Türkön, baro seçimlerinde yeni yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirterek, "Barolarda tüm kurulların ve delegasyonun en çok oy alan listeden oluşması adil değildir. Temsilde adalet ilkesi gözetilmelidir." dedi.

Derneğin geleneksel olarak verdiği "Bülent Yurt Hukuk ve Demokrasi Ödülleri" törenle sahiplerini buldu.

Otelde düzenlenen törende konuşan Türkön, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine değinerek, Türkiye'nin uygulamalarda aksaklıklar olsa da darbe teşebbüsünü hukukla savuşturan tek ülke olduğuna dikkati çekti.

Hukukun insan haklarının temel esaslarından biri olduğunun altını çizen Türkön, "Ne yazık ki ülkemiz gücün her şeyi çözebileceğine inananların oranının oldukça yüksek olduğu bir ülke. Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir. Adalete olan inancın, bunun için de ayrılan emeğin, sürenin, eğitimin ve bütçenin artırılması gerekiyor." diye konuştu.

Baronun demokrasiyi ve insan haklarını yüceltmek için mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Türkön, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hukuk alanında önemli sorumluluk tevdi edilen avukatların meslek kuruluşu olan baroların seçimlerinde yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Barolarda tüm kurulların ve delegasyonun en çok oy alan listeden oluşması adil değildir. Temsilde adalet ilkesi gözetilmelidir."

Hukuk fakültesinin temel eğitim olması ve daha sonra da mutlaka sınav yoluyla hakim, savcı, avukat ve noterlerin seçilmesi gerektiğini vurgulayan Türkön, "En az 2 yıllık staj eğitimi sonunda yapılacak sınavla mesleğe kabul edilmelidir. Hukuk fakültesinin temel eğitim olmasının sonucu olarak icra, yazı işleri ve cezaevi müdürleri gibi görevliler de bu fakülte mezunu olmalıdır." ifadelerini kullandı.

Türkön, Ankara'da bölünmüş adliyelerin organizasyon güçlüğüne, zaman ve emek kaybına neden olduğunu sözlerine ekledi.

– Ödüller

Törende Türkiye'de hukukun ve demokrasinin gelişmesine katkı sağlamış kişi, kurum ve kuruluşlara ödülleri verildi.

Buna göre, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, gazeteci Ahmet Hakan Coşkun, Türkiye Parlamenterler Birliği Genel Başkanı Nevzat Pakdil, Adalet Bakan Yardımcısı Selahattin Menteş, HSK Üyeleri Alp Arslan ve Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşaviri ve Muhakemat Genel Müdürü Hayrettin Kurt, Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk ve Teknik Direktör Bülent Uygun ödüle layık görüldü.

– "Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü"

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, ödülünü almasının ardından yaptığı konuşmada, demokrasiye her zaman inandıklarını, her yerde "Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü" dediklerini ve milletin iradesi dışında hiç kimseye boyun eğmediklerini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, bir bütün olan güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasinin teminatının adalet olduğunu kaydetti.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu da ödülü almaktan onur duyduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Bizler çok farklı siyasi dünyalardan, çok farklı dünya görüşlerinden olabiliriz, olmayabiliriz. Önemli olan her milli davada, her milli meselede bir olmayı başarmaktır. Türkiye Cumhuriyeti üzerine bu bölgede senaryolar yazıldığını, oyunlar oynandığını bilmemek için ya gafil ya hain olmak lazım. Her senaryoyu başarısız kılmanın tek bir yolu vardır.

Hepimizin, yüzde 100'ümüzün Türk milleti çatısı altında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin şemsiyesi altında kucaklaşmamız. Bundan başka hiçbir çıkış yolumuz da yoktur."

Feyzioğlu, 81 milyonu kucaklaştırmanın yolunun, adalet paydasında buluşmaktan geçtiğine işaret ederek, bunun için de güvenilir, keyfilikten uzak karar verebilen, herkesin sığınabileceği, tarafsız, bağımsız yargının vazgeçilmez şart olduğunu vurguladı.

Doğruya doğru, yanlışa yanlış demekle yükümlü olduklarını dile getiren Feyzioğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ama bugüne yönelik eleştirilerimizi yaptığımızda dünün FETÖ yargısını methetmemizi bekleyenlere cevabımız sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti, sonuna kadar Türk milleti, sonuna kadar hukuk, sonuna kadar demokrasi. Başarmak için önümüzdeki bir tek engel var, önyargılarımız. Önyargılarımızı yıktığımızda, hepimiz milli davanın arkasında birbirimizi destekleyerek, birbirimizden beslenerek buluştuğumuzda başaracağız. Buna dair hiçbir endişem, hiçbir şüphem yoktur."

– "Eleştiriler, eksiklikler olabilir"

HSK Üyesi Prof. Dr. Köseoğlu da 15 Temmuz darbe girişimini anımsatarak, "Bu girişimden sonra ülkemizde özellikle hakim ve savcılar arasında yaşananlar başka ülkelerde yaşanmış olsaydı hukuk felç olurdu. Eleştiriler, eksiklikler olabilir ama yürüyen bir yargımız 15 Temmuz gecesinden itibaren çok şükür vardı. Bu, hakim ve savcılarımızın özverili, gayretli çalışmaları neticesinde gerçekleşti." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Kıratlı da ödüle layık görülmesinin kendisini onurlandırdığını söyledi.

Kıratlı, uzun yıllar hakimlik yaptığını, bürokraside çalıştığını ve bu süreçte yargı mensupları ve adalete hizmet edenlerin sorunlarının çözümü için katkıda bulunmaya gayret ettiğini, bundan sonra da yardımcı olmaya çalışacağını belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşaviri ve Muhakemat Genel Müdürü Hayrettin Kurt da kamu hukukçularının birlik ve beraberlikle daha iyi kamu hizmeti yapabilmelerini sağlamak için güzel adımlar atacaklarını kaydetti.

Gazeteci-yazar Ahmet Hakan Çoşkun da ödülü almaktan onur ve şeref duyduğunu dile getirerek, kendisini bu ödüle layık gören hukukçulara teşekkür etti.

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?