Bakan Soylu, AA Editör Masası'na konuk oldu

ANKARA (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, uyuşturucuyla mücadele kapsamında bu yıl 17 bin 57 kişinin tutuklandığını, halen 50 bin "torbacı"nın da cezaevinde olduğunu bildirdi.

AA Editör Masası'nda soruları yanıtlayan ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Soylu, Türkiye'nin "uyuşturucu sağanağı" altında bulunduğunu ifade etti.

Soylu, hükümetin uyuşturucuyla mücadele konusunda topyekün çalışma yürüttüğüne işaret ederek, geçmişte oluşturulan "okulların etrafında uyuşturucu satılıyor" algısının ciddi bir kanaat olduğunu ve tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi.

Güvenlik birimlerine uyuşturucuyla etkin mücadele edilmesi talimatı verdiğini hatırlatan Soylu, bunun arkasında uyuşturucuya bağlı ölümlerin artmasının olduğunu dile getirdi.

Soylu, 2013'te 232, 2014'de 497, 2015'te 590, 2016'da 920, 2017'de 941 kişinin, bu yılın 7 ayında da 119 kişinin doğrudan uyuşturucu kullanımından hayatını kaybettiğini aktararak, bu konuda ciddi telaşa kapıldığını vurguladı.

"Trendci bir adamım. Bu trend tehlikeli bir trend. Yükseliyor ve bir anda arttı." diyen Soylu, bunun üzerine yoğunlaştırılan operasyonlar neticesinde bu yıl tutuklanan sayısının 17 bin 57'ye ulaştığını belirtti. Soylu, "Bu az bir rakam değil. Şu an 50 bin torbacı cezaevinde." diye konuştu.

Operasyonlarda yakalanan eroin miktarının 14 tonu aştığını, kimyasal uyuşturucuda artış olurken, esrar üretiminde düşüş meydana geldiğini aktaran Soylu, bunun nedeninin Doğu ve Güneydoğu'daki kenevir tarlalarına yönelik gerçekleştirilen operasyonlar olduğunu söyledi.

Süleyman Soylu, bu duruma karşı yaklaşık 20 bin okulu güvenlik şemsiyesi altına aldıklarını, uyuşturucu ve organize suç şebekelerini izleme, dinleme yetkisi veren TCK'nin 220. maddesinden de güç alarak pek çok uyuşturucu ve organize suç çetesini çökerttiklerini vurguladı.

Soylu, şöyle devam etti:

"Okulların diğer yerlerin güvenliğini tam anlamıyla sağlayabilirsek ki burada Kent Güvenlik Sistemleri önemli, parkların ve sokakların ışıklandırılması önemli, tek adım atmıyoruz. Türkiye'yi adım adım dolaştık. Tüm belediye başkanlarına valilere ve kaymakamlara metruk binaların yıkılmasının lazım geldiğini söyledik ve yıkıyoruz da. Bazen gündüz, bazen gece yıkıyoruz. Vatandaşımızı bu dertten kurtarmak için bir çabayı ortaya koymaya çalışıyoruz. İnşallah düşüşü sağlarsak, trend haline gelirse sonra da Yeşilay'ın çok güzel çalışmaları var, inşallah onlar da bu yıl sonu itibarıyla hayatiyet bulacaktır. Onlar da birtakım rehabilitasyon merkezleri yapıyor. Bunlara da ihtiyacımız var. Kaymakamlıklarda kurduğumuz uyuşturucu ile mücadele merkezleri var. Burada aileler üzerinden ve anlık takip ediyoruz. Valilik ve kaymakamlıklarda oluşturduğumuz 'Açık Kapı'mız var. 'Uyuma' diye bir akıllı telefon sistemi oluşturduk."

– Sosyal medya tepkisi

Sosyal medyada infiale yol açan Atatürk'e hakaret içerikli video ile bazı çocuklara yönelik cinsel içerikli tacizde bulunup, çektiği görüntüleri yayınlayan kişilere karşı gerekli yasal işlemlerin yapıldığını, bu konuda kolluk kuvvetleri ve savcılıkların dikkatli davrandığını ifade eden Soylu, şunları kaydetti:

"Sadece Türkiye'de değil, dünyada da bu trend var. Özellikle olumsuzluk olmaz mı? 81 milyonun yaşadığı bir ülkeyiz. Her türlü olumsuzlukla karşı karşıya kalırız. Her türlü sapkınlıkla da karşı karşı kalabiliriz. Ama önemli olan bizim güvenlik kuvvetlerimizin, yargımızın, hukukumuzun bu sapkınlıklara müsamaha göstermemesidir. Vatandaş da bunu bekler. Ülkemizin birtakım hassasiyetleri var. Buralardan da birtakım dejenerasyonlar üretmeye çalışıyorlar. Dini, milli ve tarihi hassasiyetlerimiz var. Bu hassasiyetlerimizi zedelemek isterler. Sosyal medya dediğimiz unsur da bu hassasiyetlerimiz… Böyle bir ahlaksızlık, edepsizlik olabilir mi? İki tane erkeği, genç çocuğu para karşılığında sosyal medyada öpüştürmek, böyle bir şey olabilir mi? Ne yaparız? Biz nasıl kendimizi ifade edebiliriz? Medeniyet, insanlık, tarih, anne, baba, aile, kültür, görenek. Bu nedir yani? Bunun sosyal medyadan yayınlanması ve gülerek, eğlenerek ifade edilmesi. Çocuklarımıza nasıl sahip çıkabiliriz? Gelecek nesillerimize ne bırakabiliriz? Çok doğal olarak sosyal medyada herkesin kendini ifade edebildiği bir mecra olduğu için yükseliyor.

Atatürk büstüne gidip, bu büstün üzerinden toplumun kesimlerini tahrik edebilmek üzere, herkesi birbirine kamplaştırabilmek adına yapılan provokasyonlara elbet seyirci kalınmaz. Biz bunun hukuk olarak gereğini yapıyoruz. Ama vatandaşımızın da bunu bilmeye hakkı var."

(Sürecek)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?