AYM, 21 dilekçeye verilen uyarma cezasını ihlal saymadı

ANKARA (AA) – Anayasa Mahkemesi (AYM), sürekli ve gereksiz yere birçok dilekçe vererek idareyi meşgul ettiği gerekçesiyle uyarma cezası verilen kişinin, haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruyu kabul edilemez buldu.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Fethiye Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde diş hekimi olarak çalışan Cenk Balcıoğlu, 2010-2013 yılları arasında idareye çeşitli konularda 21 ayrı dilekçe verdi.

Balcıoğlu'nun tüm dilekçeleri idare tarafından işleme konuldu ve kendisine resmi olarak cevap verildi.

Daha sonra Balcıoğlu hakkında disiplin soruşturması açıldı. Muhakkik tarafından hazırlanan inceleme raporunda, Balcıoğlu'nun sözlü olarak bile çözülebilecek konularda sürekli ve gereksiz yere idareye birçok dilekçe vermek suretiyle idareyi meşgul ettiği belirtildi. Raporda, başvurucunun görevi sırasında bazı olaylara neden olduğu, konunun basına da yansıdığı, soruşturmasının devam ettiği ve personel arasında gruplaşmalara neden olduğu ifade edildi.

Balcıoğlu'na idarenin 11 Temmuz 2013 tarihli işlemiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinde düzenlenen "usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak" suçundan uyarma cezası verildi.

Balcıoğlu disiplin cezasına ilişkin idari işlemin iptali istemiyle Muğla 1. İdare Mahkemesinde iptal davası açtı ancak davası reddedildi. Bu karara yapılan itirazın da kabul edilmemesi üzerine Balcıoğlu, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Yüksek Mahkeme, başvurunun açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmetti.

Kararda, ifade özgürlüğünün herkese tanındığı dikkate alındığında bir kamu görevlisi olan başvurucunun da herkes gibi bu özgürlükten yararlanacağının açık olduğu, bununla birlikte kamu görevlilerinin idarenin işleyişini ve kamu hizmetlerinin sunulmasını engelleyebilecek veya zorlaştırabilecek davranışlarının yaptırıma bağlanmasının makul kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

Buna yönelik düzenlemeler olmadan bir kamu kurumunda kamu hizmetlerinin amaca uygun şekilde sağlanmasının düşünülemeyeceği anlatılan kararda, bu bağlamda idareyi meşgul edecek surette çok sayıda dilekçe verilmesinin disiplin müeyyidesine bağlanmasının tek başına ifade özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurmayacağı kaydedildi.

Başvurucunun çalıştığı sağlık kurumunda idarecilerin meşguliyetlerini söz konusu şikayetlerle artırdığının yadsınamaz bir gerçek olduğu belirtilen kararda, başvurucunun dilekçelerinin 15'inin kendisiyle de mesleğiyle de ilgisinin bulunmadığının altı çizildi.

Somut başvuruya konu olayda başvurucunun çalıştığı kurumdaki diğer mesai arkadaşları ve yöneticilerle yaşadığı gerilimleri devam ettirmek ve çatışma ortamını canlı tutmak amacı taşıdığının kabul edildiği aktarılan kararda, başvurucunun ödev ve sorumluluklarına uygun hareket ettiğinin söylenemeyeceği bildirildi.

Kararda, şu tespitlere yer verildi:

"Demokratik toplumda gerekli olan bir müdahalenin aynı zamanda ulaşılmak istenen amaçla da orantılı olması gereklidir. Somut olayda başvurucu, uyarma cezası ile cezalandırılmıştır. Verilen disiplin cezasının kamu düzeninin ve disiplinin sağlanması amacını gerçekleştirmek için başvurulan araçlardan en hafifi olduğu anlaşılmış olup başvurucuya memurun görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile kendisine bildirilmesi şeklinde tanımlanan uyarma cezası verilmesinin orantısız bir müdahale olduğu söylenemez.

Açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir."

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?