Annesi, prematüre bebeğiyle verdiği yaşam mücadelesini anlattı

İSTANBUL (AA) – AYŞE BÜŞRA ERKEÇ – Dünyaya geldikten 54 gün sonra akciğeriyle ilgili sorun nedeniyle trakeostomi (nefes borusuna delik açılması) uygulanan, 61 günlükken kalbi durduktan sonra yeniden hayata döndürülen Can Rüştü Mutlu, zorlu bir mücadelenin ardından yaşama tutundu.

Can Rüştü'nün annesi Suzan Mutlu, şu anda 3,5 yaşında olan oğluyla verdikleri yaşam mücadelesini AA muhabirine anlattı.

Mutlu, bebeğinin 32 haftalık ve 1 kilo 850 gram olarak dünyaya geldiğini ve 137 gün boyunca yoğun bakımda kaldığını söyledi.

Erken doğum yapmanın ve bebeğinden ayrı kalmanın zorluğunun yanında, Can Rüştü'nün akciğerinde yaşadığı sorunlar kronik hale geldiği için 54. gün nefes borusunda delik açıldığını belirten Mutlu, şöyle konuştu:

"61 günlükken kalbi durdu ve müdahaleyle yeniden hayata döndü. Hayatımın en zor günü o gündü. Bu tarifi imkansız, çok kötü bir duyguydu. Eşimle çok büyük korkular yaşadık ama ne olursa olsun bebeğimizi kucağımıza sağlıkla alacağımız günü beklemekten, umut etmekten hiçbir zaman vazgeçmedik. Oğlumun yaşadığı bütün zorluklara birlikte göğüs gerdik."

Mutlu, kalbi durduktan sonra yeniden hayata döndürülen bebeğinin bu süreçte yeme-içme ve genel sağlık durumunun düzelmesini beklediklerini dile getirdi.

Yoğun bakımdan sonra oğlunun solunum cihazına bağlı şekilde taburcu edildiğini ve yaklaşık 1 yıl kadar da solunum cihazını kullanmaya devam ettiğini aktaran Suzan Mutlu, şunları anlattı:

"Oğlumun yaşadığı zorluğun iki katını ben yaşadım, çok zor günlerdi. Anne olarak bütün bunları göğüsleyen oğluma, umudumu hiçbir zaman kaybetmeyerek destek oldum. Beslenme sorunlarımız uzun süre devam etti çünkü ağız yerine burnundan sondayla beslendi. Sonra solunum cihazından da ayrıldı ve yaklaşık 5 aylıkken biberonla süt içmeye alıştırdım. Şimdi Can Rüştü 3,5 yaşında ve kıpır kıpır bir çocuk oldu, sağlığı çok iyi durumda."

– "Allah hiç kimseyi evladıyla sınamasın"

Anne Suzan Mutlu, bebeğiyle yaşadıkları zor günleri geride bırakmanın mutluluğunu yaşadığını ifade ederek, "İlk doğduğu zaman insanların sorduğu tek şey, 'Yaşayacak mı?' oluyordu. Ben hiçbir zaman, bu cümleyi kullanmadım çünkü çocuğumun yaşayacağına her zaman inandım. Hiçbir zaman olumsuz düşünmedim. Kalbi durduğu zaman eşimle bir an bocaladık, sıkıntılı bir süreç atlattık ama hiç olumsuz düşünmedim, her zaman 'Daha iyi olacak, başaracağız.' diye düşündüm." dedi.

Sabırla ve olumlu düşünceyle yaklaştıkları sorunların sonrasında gelen mutluluğun Allah'ın bir lütfu olduğunu ifade eden Mutlu, şunları kaydetti:

"Allah'ın bana, eşime ve evladıma, yaşadığımız zor günlerin sonrasında, oğlumun sağlığını bahşederek büyük bir ödül verdiğini düşünüyorum. Ülkemizde maalesef ki çocuğu prematüre olarak dünyaya gelen çok sayıda çift var. Ebeveynler böyle bir durumla karşılaştıkları zaman ümitlerini kaybetmesin. Her zaman önce Allah'a, sonra da doktor ve hemşirelere güvensinler. Allah hiç kimseyi evladıyla sınamasın ama böyle bir olayla karşılaşan anne-babalar da üzülmesin ve korkmasın çünkü onlar ne kadar güçlü olursa, çocukları da o kadar güçlü olacaktır."

Prematüre anne-çocuk ilişkisinin, normal anne-evlat ilişkisinden daha kuvvetli olduğuna inandığını aktaran Suzan Mutlu, "Benim de oğlumla aramda çok farklı bir iletişim var. Biz, 3,5 senedir hiç ayrılmadık ve her şeyi birlikte yaşadık. Biyoloji öğretmeniyim ama oğlumu, yaşadığı zorlu süreçte yalnız bırakmamak için işimi bıraktım. Öğretmenlik yapmıyorum şu anda çünkü onu bırakıp işe gidemiyorum, gitmeyi de düşünmedim. Asla da pişman olmadım. Onun sağlıklı olması benim için çok önemli, bize destek olan bütün doktorlara ve hemşirelere çok teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ercan Tutak ise Can Rüştü'nün atlattığı badirelere rağmen sağlam bünyesi ve aldığı desteklerle nöroloji uzmanının takibine gerek kalmaksızın yaşamına devam edeceğini belirterek, "Ailenin umudunu kaybetmeden, doktorlara güvenmesi bu süreçte çok önemliydi. Biz de bütün zorlukları hep beraber aştık ve minik savaşçı bebeğimiz Can'ın sağlığına kavuşmasında vesile olduk. Bunun için çok mutluyuz." şeklinde konuştu.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?