AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK Toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (2)

Alaturka Politika Haberleri

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye'nin içerisinde karışıklık çıkarılmaya çalışılan zamanlarda farklı yaklaşımlar üretenlerin, kendi ülkelerinde bu karışıklıklar çıkmaya başladığı zaman ne kadar sert tedbirler aldıklarını ve burada çifte standart uyguladıklarını 2020 yılı içerisinde gördük." dedi.

Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin terörle mücadelede 2020 yılında olağanüstü bir mesafe katettiğini ifade etti.

Çok sayıda operasyonla terör örgütlerine göz açtırılmadığını belirten Çelik, koalisyonun 50 ülkesinin gerçekleştiremediği mücadeleyi DEAŞ karşısında Türkiye'nin tek başına ve sahada gerçekleştirdiğini söyledi.

Türkiye'nin DEAŞ, PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadele ettiğini bildiren Çelik, Türkiye'nin terörle mücadelesinin dünyanın en yüksek meşruiyete sahip mücadelesi olduğuna işaret etti.

Bazı müttefik ülkelerin terör konusundaki çifte standartlarının da açık ve net bir şekilde açığa çıktığını aktaran Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrılarına rağmen bazı müttefik ülkelerin terör örgütlerine silah vermeye devam ettiğini kaydetti.

– "Milletimizin sevindiğini biliyoruz"

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılması konusuna da değinen Çelik, "Ayasofya Camii'nin tekrar milletimizle kavuşması burada güçlü bir iradenin ortaya çıkmasıyla yıllar sonra gerçekleşmiştir." ifadesini kullandı.

Bunun, nesiller boyunca istenen ve dua edilerek beklenen bir talep olduğunu anlatan Çelik, caminin açılmasından rahatsızlık duyanların gerekçelerini hatırlattı.

Ömer Çelik, "Sonuç olarak milletimizin sevindiğini biliyoruz, yıllardır beklenen üzerinde hiçbir şekilde bir engel olmamasına rağmen tamamen başka saiklerle engellenen bu durum Cumhurbaşkanımızın bu iradeyi ortaya koymasıyla ortadan kaldırılmıştır. Ayasofya 2020'nin ve bütün zamanların yıldızlı tacı olarak bir kere daha hafızalarımıza, gönüllerimize kazınmıştır. Milletimizin duasına katılmak, milletimizin sevindiğiyle sevinmek büyük bir nimettir. Bu nimetten yoksun olanlara söyleyeceğimiz bir şey yok. O konuda bir tedavi yöntemi olup olmadığını bilmiyoruz biz ama milletimizin duasına katılmanın, milletimizin sevinciyle sevinmenin büyük bir nimet olduğunun farkındayız." değerlendirmesinde bulundu.

– "Geri adım atılmadı, taviz verilmedi"

Dünyada salgın dolayısıyla yatırımların durduğu, büyük bir durgunluğun olduğu bir dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devasa proje düzeyinde 70'ten fazla açılış yaptığını ifade eden Çelik, hız kesmeyen bir hizmet sürecinin 2020 içerisinde görüldüğünü dile getirdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, Fatih Sondaj Gemisi'nin "Tuna-1" kuyusunda doğal gaz bulduğunu anımsatarak şunları kaydetti:

"Bu, bütün dünyanın dikkatini çekmiş bir haberdir. İçeride birtakım kara propaganda odaklarının tercümanı olmaktan öte bir siyasi kabiliyeti olmayanlar onu küçümsemeye çalıştılar, gerçek olup olmadığını tartışmaya çalıştılar ama gerçek enerjide dışa bağımlılığımızın azaltılmasına katkı sağlayacak stratejik bir denklemin ortaya çıkmasıdır. Hem Türkiye için hem Türkiye'nin gelecek nesilleri için Türkiye'nin geleceği için son derece önemli bir aşama bu şekilde elde edilmiştir. Bunu da engellemek isteyenler oldu, çeşitli tehditler ambargo tehditleri ve buna benzer birtakım yaklaşımlar söz konusu oldu ama sadece milletimizi dinleyen ve sadece milletimizin sesine kulak veren gerçek bir demokratik siyaset sayesinde hiçbir şekilde geri adım atılmadı, taviz verilmedi ve bu aşamaya ulaşıldı."

ABD başkanlık seçimlerine ilişkin görüşlerini de dile getiren Çelik, "Amerikan demokrasisinin ağır bir değerler krizine girdiğini gördük. Ağır bir değerler krizi gibi kurumlar krizine girdiğini de gördük. Neredeyse bir seçim sonucunu değiştirmek üzere günlük hamlelerle geçen birkaç ay sonra nihayetinde bu neticelendirildi." dedi.

Brexit'in nihayete erdiğini ve İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrıldığını anımsatan Çelik, "Bundan sonrasının Avrupa'sı artık Türkiye ile daha stratejik ilişkiler kurması gereken Avrupa'dır. Göç krizini eğer Türkiye yönetmeseydi bugün göç konusunu istismar eden aşırı sağcılar ve faşistler şu anda Avrupa'da demokrasilerini yok etmişti." ifadelerini kullandı.

Az göçmen gelmesine rağmen bunu istismar edenlerin bazı Avrupa ülkelerinde meclise girmeye başardıklarını belirten Çelik, "Türkiye'nin içerisinde karışıklık çıkarılmaya çalışılan zamanlarda farklı yaklaşımlar üretenlerin, kendi ülkelerinde bu karışıklıklar çıkmaya başladığı zaman ne kadar sert tedbirler aldıklarını ve burada çifte standart uyguladıklarını da 2020 yılı içerisinde gördük." diye konuştu.

– "Son derece güçlü bir hamle"

Türkiye'nin 100 yıl aradan sonra, Libyalıların iradesine sahip çıkan Libya'daki meşru hükümeti destekleyen bir siyaseti ortaya koymasının Akdeniz'deki denklemi değiştirdiğinin altını çizen Çelik, şöyle devam etti:

"Bütün o süreçte hatırlayın, Cumhurbaşkanımıza karşı kullanılan tehdit ifadeleri ki o tehdit ifadeleri önce dışarıda kullanılıyordu sonra içeride Cumhuriyet Halk Partisi tarafından tercüme ediliyordu. Yunanistan'ın bütün dünyaya Türkiye'yi şikayet etme şeklindeki turları ve neticede bütün bunlardan geri adım atılmayarak Libya ile imzaladığımız anlaşmalar neticesinde Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerimizin, münhasır bölgelerdeki hak ve menfaatlerimizin garanti altına alınması yönünde son derece güçlü bir hamle de bu şekilde ortaya koyulmuştur."

Birleşmiş Milletlerin desteklediği meşru hükümetin Türkiye tarafından desteklendiğine dikkati çeken Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:

"Orada darbeci olan ve aynı zamanda da toplu mezarlardan sorumlu olan Hafter güçlerinin arkasında Fransa'nın olduğu görülmüştür ama daha da vahim olan şudur; Cumhuriyet Halk Partisinden bir grup başkanvekili çıktı 'Serraç radikalmiş, Hafter ise seküler birisiymiş dolayısıyla selefi olan Serraç'a karşı seküler olan Hafter'i desteklemek gerekir' gibisinden tamamen meşruiyet dışı, tamamen Türkiye'nin hak ve menfaatlerine karşı duran Libya'daki mazlumların toplu mezarlarını görmezden gelen bir siyaset ortaya koydu. Defalarca uyardığımız halde Türkiye Cumhuriyeti Devleti hangi taraftan yanaysa onun karşısında olan tutumlarını sürdürdüler. Bakın halen Hafter, onların seküler dediği, makul, ılımlı dediği Hafter oradaki Türkiye Cumhuriyeti güçlerini tehdit etmeye kalkıyor. Bu sözü söyleyenler Meclis çatısı altında söyledikleri bu sözü geri almadıkları gibi herhangi bir şekilde özür de dilemiyorlar. Bu siyasetin tabi ne kadar sağlıksız olduğu, dış politikada Türkiye'nin hak ve menfaatleri yerine başkalarının söylediğini tercüme ettiği net bir şekilde görülüyor."

Ömer Çelik, net bir durumun Suriye'de de söz konusu olduğuna işaret ederek "Eğer Türkiye Suriye'de olmasaydı oradaki mazlumların kanına, birbiriyle kavgalı güçler terör örgütleriyle birlikte gireceklerdi. Türkiye'nin bu mücadelesi sayesinde oradaki insanların meşru hak ve talepleri, oradaki kardeşlerimizin meşru hak ve talepleri de korunmuş oldu." ifadelerini kullandı.

(Sürecek) ​​​​​​​

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?