AK Parti MYK toplantısı

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Af tartışmalarıyla ilgili daha önce açıkladığımın dışında yeni bir değerlendirmemiz yok. Dolayısıyla daha önce açıkladığımız siyasi görüşümüzü, pozisyonumuzu ve değerlendirmemizi aynen koruduğumuzu söyleyebilirim." dedi.

Çelik, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, parti genel merkezinde gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

MHP'nin yerel seçimlerde 30 büyükşehirde ittifak açıklamasına ilişkin soru üzerine Çelik, Cumhur İttifakı'nın yerel seçimlerde nasıl bir mekanizmaya dönüşeceği konusunda verilen bir karar olmadığını belirtti.

Çelik, bu konunun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bir araya gelmesiyle başlayacak süreç içerisinde konuşulacağını ifade etti.

MHP'nin af teklifini de değerlendiren Çelik, "Bu somut af tartışmalarıyla ilgili daha önce açıkladığımın dışında yeni bir değerlendirmemiz yok. Dolayısıyla daha önce açıkladığımız siyasi görüşümüzü, pozisyonumuzu ve değerlendirmemizi aynen koruduğumuzu söyleyebilirim. Bugün de gündemimize almadık bu konuyu." değerlendirmesinde bulundu.

– "Diplomasi tarihinin en ilginç zirvelerinden biri oldu"

Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, "Suriye sorunu" için gerçekleştirdikleri üçlü zirveyi ise "diplomasi tarihinin en ilginç zirvelerinden biri" olarak nitelendirdi.

Zirvenin başından beri canlı yayınlandığını anımsatan Çelik, bu durumun ülkelerin hangi pozisyonda bulunduğunun görülmesini sağladığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bütün dünya şunu gördü; baştan beri Suriye politikasını eleştirenler, Türkiye'nin Suriye'de hangi gruplarla iş birliği yaptığı konusunda spekülasyon içerisinde olanlar, kara propaganda peşinde olanlar masada en net bir şekilde insani hassasiyetten yana tavır ortaya koyan, insani hassasiyet çerçevesinde ateşkes önerisi de getiren Cumhurbaşkanımız, Türkiye olmuştur. Başından beri de bu meseleye böyle bakılmıştır."

Çelik, insani hassasiyetin korunması ve meşru muhalefet ile teröristlerin birbirine kasten karıştırılmaması için mücadele verdiklerini belirterek, "Türkiye gerek diplomatik gerek diğer kanallardan istişarelerini sürdürüyor. İran ve Rusya ile bu istişareler sürdüğü gibi aynı şekilde Cenevre Süreci, Astana Süreci arasında köprü olma işlevini sürdürüyor." dedi.

– "Milletvekili iradesi devre mülk değil"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti'ye yönelik suçlamalarına ilişkin soru üzerine Çelik, CHP'nin İl Başkanları toplantısının "ibretlik" olduğunu vurgulayarak, "Modern Türk siyasetinde bu kadar vahim cümlelerin bir araya getirildiği bir değerlendirme bir kere daha zor bulunur diye düşünüyorum." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin FETÖ'nün işgal girişimiyle olağanüstü bir durumla karşı karşıya kaldığını ve bu duruma olağan tedbirlerle cevap verilemediğini dile getiren Çelik, bu çerçevede olağanüstü halin ilan edildiğini, ülkenin buna ihtiyacı olduğunu ve başvurulduğunu anlattı.

"FETÖ'nün yurtdışındaki uzantıları bu darbe girişimini meşrulaştırmak için, kendilerinin bu darbedeki rolünü sulandırmak için sürekli olarak 'kontrollü darbe' ve benzeri argümanlar ileri sürüyorlar. Bunun içerde tercümesi ve taşıyıcılığını Cumhuriyet Halk Partisi yapıyor. Biz bu literatüre aşinayız." diyen Çelik, 1960 darbesinden sonra CHP'nin oluşturduğu bütün siyasi külliyatın darbeyi meşrulaştırmak, darbeyi rasyonelize etmek, meşru hükümetin yanlışlarını saymak ve meşru hükümetin bu darbeye "niye müstahak" olduğu şeklindeki gayri ahlaki bir takım argümanları beslemek şeklinde olduğunu söyledi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, CHP'nin bu yaklaşımının bugün de aynı şekilde sürdüğünü aktararak, şunları kaydetti:

"Yüz tane cümle kuruyorlarsa, bunlardan 3-5 tanesi FETÖ'yü eleştiren cümlelerdir, özellikle Sayın Kılıçdaroğlu'nun cümleleri. Geri kalanın hepsi hükümete yönelik eleştirilerdir. Sayın Kılıçdaroğlu'nun ağzından etkili ve güçlü bir şekilde FETÖ ile nasıl mücadele edileceğine dair daha şimdiye kadar hiç kimse bir şey duymamıştır. Eğer birisi 15 Temmuz'a 'darbe girişimi' derken, 20 Temmuz'a 'darbe' diyorsa, Fetullahçı Terör Örgütü ile meşru hükümeti aynı düzlemde algılıyor demektir. Biz bu yaklaşıma 'Yassıada zihniyeti' diyoruz. Yassıada zihniyeti de aynı şekilde darbe mantığını meşru hükümetin varlığından daha üstün gören bir zihniyettir. Yassıada zihniyeti aynen devam etmektedir. Siz olağanüstü hali, başka uygulamaları eleştirebilirsiniz ama FETÖ'nün yaptığına 'darbe girişimi' derken, hükümetin meşru mekanizmalarına başvurduğu ve FETÖ'ye karşı kullandığı bir tedbiri 'darbe girişimi' diye algılıyorsanız, darbeyi rasyonelize ediyorsunuz demektir. Aynı 60 ihtilalinden sonra CHP külliyatının omurgasını oluşturan mantığı devam ettiriyorsunuz demektir. Veyahut da darbeye mazeret ve meşruiyet arıyorsunuz demektir. "

Ömer Çelik, Kılıçdaroğlu'nun basın toplantısında Kuvayımilliye'ye atıf yaptığını fakat yönetimin Kuvayımilliye ruhundan kopalı çok olduğunu ifade etti.

Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, "(Dolar baronları) diye bir şeyden bahsediyor. Daha sonra da 'Dava açın' diyor, Cumhurbaşkanımıza hitaben birtakım çirkin ifadeler kullanarak. 'Dava açın, ben bunu ispat edeceğim' diyor. Peki dava açacağız. İspat et bakalım, göreceğiz. Daha önce biliyorsunuz bu tip konularda dava açtık ve sürekli olarak davaları kaybetti. Enteresan olarak bir şey söylüyor; 'Açtığım bütün davaları kazandım' diyor. Kazandığı herhangi bir davası yok." şeklinde eleştirdi.

– "Rekor kırmak üzere"

Kılıçdaroğlu'nun her sözünü, "Bunu yapmazsanız namertsiniz. Haysiyet, şeref" gibi kavramları söyleyerek bitirdiğini kaydeden Çelik, "Sonuç olarak kendisinin haksız olduğu ortaya çıkıyor ama hala bu kavramlarla ilgili cüretkar ifadeler kullanmaya devam ediyor. Benim anladığım şudur; Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu kavramların ne anlama geldiği konusunda bir bilgisi yok. Bilgisi olsaydı bunları böyle kullanmazdı. Bu derece basit kavramlar gibi ele almazdı." dedi.

Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu net bir şekilde görülmüştür; modern siyasi tarihimizin en üslupsuz siyasetçisi olma rekorunu kırmak üzeredir. Bu kadar üslupsuz bir şekilde bu kavramları kullanması, bu cümleleri kullanması ve haksız olarak ortaya çıkması bunu net bir şekilde gösteriyor. Biz CHP tabanının daha iyisine layık olduğunu düşünüyoruz. Türk siyasetinin de daha iyisine layık olduğunu düşünüyoruz. Diktatörlükten ve tek adamlıktan bahsediyor. Diktatörlerin temel özelliği şudur; kendi halklarına karşı tankın, topun, tüfeğin arkasına saklanırlar. Bizim Genel Başkanımız ise 15 Temmuz gecesi halkı ile tankın, topun, tüfeğin önüne çıkmıştır. O gün tankların kendisine yol açarak, güvenli geçiş imkanı verdiği kimdir? O da Sayın Kılıçdaroğlu'dur. Bunları kullanırken de gerekli bilgiye, müktesebata sahip değil."

Ömer Çelik, Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarında devamlı "Türkiye'ye demokrasi getirmek"ten bahsettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

"15 milletvekilini bir yerden bir yere göndermeyi demokrasiye verdiği önem olarak görüyor. Milletvekili iradesi devre mülk değildir. Milletin oyuyla seçilmiştir. '15 tanesini gözü yaşlı bir şekilde gönderdim. Sonra tekrar bir talimatla geri çağırdım.' Bu böyle 15 günlük devre mülk uygulamasına benzemez. Bu, siyasette olmaz. Kullandığı kavramlara hakim olması lazım. Diktatörün özelliği olarak 6 madde sayıyor. O altı maddeyi en somut bir şekilde göreceğimiz dönemin kendisinin yönetim dönemi olduğunu söylemek isterim. Daha da vahimi şudur; cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra değerlendirme yapacak. Kendi cumhurbaşkanı adayını toplantıya çağırmıyor. Parti içinde imza toplanıyor, bu iradeyi yok sayıyor. Bütün bunlar ortadayken parti içindeki demokrasi mantığı ortadan kaldırılmışken tamamen başka bir mantıkla, vesayet mantığıyla bu iş yürütülürken, gelip de bize demokrasiden bahsedecek bir hakkı, bir müktesebatı olduğunu düşünmüyoruz."

(Sürecek)

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?