AB ile İran'ın ABD yaptırımlarını aşmasının önünde engeller bulunuyor

TAHRAN (AA) – MUHAMMET KURŞUN – İran ile nükleer anlaşmaya taraf ülkeler Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere, ABD'nin yaptırımlarını aşmak ve Tahran ile yapılan ticarete devam edebilmek için yeni para transferlerinin yapılacağı mekanizmalar kurmayı planlıyor. Ancak bu mekanizma ile ABD’nin yaptırımlarını aşmanın zor olacağı belirtiliyor.

ABD'nin İran'a yaptırımları sadece İran ekonomisine değil İran ile ticaret yapan ve Tahran’dan petrol alan ülkelerin ekonomisini de tehdit ediyor. İran, Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere dışişleri bakanları, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin katıldığı toplantıda İran ile doğalgaz dahil genel ticareti kolaylaştırmak için özel ödeme kanallarını da içeren yeni bir mekanizma kurulması konusunda anlaşma sağladı. Toplantı sonrası yayımlanan bildiride söz konusu mekanizmanın İran ile meşru ticaret yapan ekonomik aktörlere güvence sağlayacağı ve tarafların bu çerçevede bölgesel ve uluslararası ortaklarla iş birliğini sürdüreceği duyuruldu.

Ancak İranlı uzmanlar ve siyasi yetkililer, Tahran’ın bu şekilde ABD’nin yaptırımlarını aşmasının zor olacağını ve AB'nin para transferini sağlayacak mekanizmalara sahip olmadığını ifade ediyor.

-"AB'nin ABD'yi aşarak yapabileceği bir şey yok"

Tahran Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Kuli Yusufi, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin aldığı kararların pratikte karşılığının olmadığını söyledi.

AB'nin nükleer anlaşmanın korunması ve yaptırımların aşılarak ticaret yapılması için bulduğu çözümlerin gerçekçi olmadığını savunan Yusufi, bunun daha ziyade siyasi bir gösteri olduğunu ve İran ekonomisine hiçbir faydasının olmayacağını ifade etti.

AB'nin ABD ile çıkarlarından İran için vazgeçmeyeceğine vurgu yapan Yusufi, "AB'nin sorunları o kadar fazla ki İran'a yatırım yapacak durumda değil. Bu ülkeler, düz ve kolay yol dururken İran için sarp yokuşlara tırmanmaz." şeklinde konuştu.

Yusufi, AB ülkelerinin bağımsız olmadığını ve bunun için de bulacakları çözüm yollarının İran'ın sorunlarını çözmeyeceğini savunarak, "AB'nin uluslararası para transferini sağlayan bir mekanizması yok. O nedenle İran ile para transferi yapabilmek için yeterli mekanizmalara sahip değil. Her ne kadar İran ile ilişkilerde yarar görüyorsa da uzun vadede çıkarı ABD iledir."

Söz konusu ülkelerin hem İran'ı hem de ABD'yi idare etmek istediğine işaret eden Yusufi, bunun Tahran'ın derdine derman olmayacağını, AB'nin tutum ve tavırlarının siyasi olduğunu bildirdi.

AB şirketleriyle ilgili olarak da Yusufi, şunları kaydetti:

"ABD'nin AB şirketlerine yönelik yaptırımlarını telafi etmeye bu ülkelerin ne gücü yeter ne de bunu üstlenmeye hazırlar. Ayrıca bu ülkelerin şirketleri de ekonomik çıkarlarının sağlandığı yerde aktif olacaklardır. Siyasi liderlerinin peşinde gitmek gibi bir tercihte bulunmayacaklardır."

İran'ın ihtiyaç duyduğu şeyin kendi milli parasının istikrarını korumak olduğuna dikkati çeken Yusufi, "Döviz rezervlerinin elde tutulması yaptırımlar karşısında büyük bir soruna dönüşmüştür. Tam bu noktada eğer AB bize yardım edecek konumda olsaydı para transferi sağlardı. Fakat bunun için gerekli ciddiyet ve iradeye sahip değil." değerlendirmesinde bulundu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi yaptığı son açıklamada, anlaşmaya taraf Avrupa ülkelerinin ABD yaptırımlarını delme düşüncelerinin olmadığını, söz konusu ülkelerin ABD’nin yaptırımlarıyla karşı karşıya gelmeden İran’la ilişkilerini sürdürmek istediklerini belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de CNN International'a verdiği mülakatta, anlaşmaya taraf ülkelerin sürekli söz verdiğini ancak henüz Tahran'ın beklentilerini karşılayacak pratik bir adım atmadıklarını ifade etti.

– Tahran yönetiminin yerine getirmesi gereken yükümlülükler

AB ve anlaşmaya taraf ülkelerin İran ile ticareti devam ettirebilmesi ve para transferini gerçekleştirebilecek bankacılık mekanizmasını tesis edebilmeleri için, Tahran yönetiminin uzun süredir tartıştığı kara paranın aklanması ve terör finansmanının engellenmesine yönelik hazırlanan yasa tasarısının onaylanması ve Mali Eylem Görev Gücü'ne (FATF) üyeliğin gerçekleşmesi gerekiyor.

ABD'nin terör finansmanıyla suçladığı İran'a uyguladığı yaptırımların bu ülkenin uluslararası finans sistemine girişini kısıtlaması ve buna bağlı olarak yabancı yatırımların sekteye uğraması nedeniyle Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümeti, FATF üyeliğine ilişkin bir yasa tasarısı hazırlayarak meclise sundu. Ancak Anayasayı Koruyucular Konseyi, daha önce söz konusu yasa tasarısını Anayasa'ya aykırı bularak onaylamayacağını duyurdu. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, 20 Haziran'da milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada, meclise getirilen yasa tasarılarının ülkenin çıkarlarına aykırı olmaması gerektiğini vurgulayarak, "Sadece bazı olumlu yönleri göz önünde tutularak sonunun nereye varacağı ve sorunlu olduğunu bildiğimiz anlaşmalar meclisten geçmemelidir." demişti.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesinde kara para aklamayla mücadele edilmesi için kurulan FATF, Kuzey Kore ile birlikte gri listede bulunan İran yönetimine, ülkenin finansal yapısını uluslararası normlara uygun hale getirecek reformları tamamlamak için ekim ayına kadar süre verdi. FATF'ın 15 Ekim'de Fransa'nın başkenti Paris'te yapılacak toplantısında İran ile ilgili nihai karar verilecek.

– Ülkedeki FATF yasası tartışmaları

Muhafazakar kanat, FATF yasasının kabul edilmesi ve bu kuruma üye olunması halinde ülkenin gizli bilgilerinin "düşmana" açık hale geleceği iddiasıyla bu sürece şiddetle karşı çıkıyor. Dün meclis kurulunda görüşülen tasarıya ilişkin muhafazakarların önemli gazetelerinden Keyhan, "FATF, Ahvaz şehitlerinin kanına ihanettir." manşetini kullandı. Reformist gazete Aftabı Yezd ise Keyhan'a FATF'a karşı çıkmak için şehitlerin kanının alet edildiği suçlamasında bulundu.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahatpişe, konuya ilişkin yaptığı açıklamada "düşmanların" İran'ın FATF ile ilişkisini kesmek için uğraştığını savunarak, istihbarat yetkililerinin ABD, İsrail ve bazı Arap ülkelerinin bu yönde yoğun çaba gösterdiğine dair bilgi verdiğini aktardı. Felahetpişe, İran'ın FATF'a üye olmasından endişe duyan Suriye ve Lübnan gibi ülkelerin de bu kuruluşa üye olduğunu vurguladı. FATF yasasının onaylanmaması halinde Rusya bankalarıyla da çalışamayacaklarını dile getiren Felahatpişe, ülkenin bundan büyük zarar göreceğini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamada, FATF üyeliğinin gerçekleşmesinin zaruretine dikkati çekerek şu değerlendirmeye yer verdi:

"Bütün devletler, uluslararası bankacılık ve mali ilişkilerin korunması için bu kurum ile çalışıyor. Hiçbir taraf bu kurumun kontrolündeki mali suçlarla mücadele mekanizmasının dışında kalmak istemiyor. Çünkü uluslararası bankacılık ve para transferleriyle ilgili işlemler FATF'ın zorunlu kıldığı şartlara uygun olmalıdır. Bu kurumun zorunlu kıldığı ilkelere uymak, yolsuzluk ve mali suçlarla mücadele için zorunlu bir tercihtir."

Komşu ve ticaret yapılan Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin de İran bankalarıyla çalışabilmek için FATF standartlarına bağlı olmayı şart koştuğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Hiçbir hükümet açık olarak kara para aklama ya da terörizmin finanse edilmesine onay vermez. Geçmişte Rusya, Küba, Suriye ve Irak da kara listedeydi. Fakat akıllıca politikalarla çıkmayı başardılar ve Rusya şimdi bu kurumun önemli bir aktörü."

Advertisements

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?