“3. Dünya Turizm ve Kültür Konferansı”

İSTANBUL (AA) – Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) Türkiye Milli Komisyonu Başkanı ve Somut Olmayan Kültürel Miras Uzman Komitesi Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, somut olmayan kültürel mirasın, hem turizmi devam ettirmek hem de yerel halk ve miras için yararlı olmasını sağlayabilecek yöntem ve metotları, turizm işiyle meşgul olanların ve kültürle ilgilenenlerin bir araya gelerek, yönergeler, talimatlar, mevzuatlar hazırlamasıyla ve bunun sıkı takibiyle korunabileceğini belirtti.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) ve UNESCO iş birliğiyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen 3. Dünya Turizm ve Kültür Konferansı, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda devam ediyor.

Konferansın ikinci gününde gerçekleştirilen, "Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunmasında Bir Müttefik Olarak Sorumlu Turizm" başlıklı oturumda konuşan Prof. Dr. Oğuz, somut olmayan kültürel mirasın korunması sözleşmesinin, mirasın yaşayabilirliğinin, sosyal fonksiyonlarının, kültürel anlamlarının turizm tarafından azaltılmadığı, tehdit edilmediği ve turizmin mirası yok edici etkiye sahip olmamasını istediğini dile getirdi.

Türkiye'den iki örnek veren Oğuz, şunları anlattı:

"UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras listesine Mevlevi sema töreni var. Sema Mevlevihanesi'nde ritüellere uygun şekilde yapılan sema ayini sırasında ziyaretçi kabul ediliyor. Dolayısıyla ziyaretçinin ayini takip etmesinde bir engel yok. Ancak herhangi bir restoranda ve bağlamından, doğasından, mesajından ve içeriğinden koparılmış, kıyafetiyle de sema kültürünün dışında birisinin, misafirler için bir sema gösterisi yapması, UNESCO'nun arzu etmediği bir koruma ve ticarileşme biçimi. Sürdürülebilir turizmle mirasın korunmasını desteklemek bu olmasa gerek. Kırkpınar Yağlı Güreşleri de insanlığın somut olmayan mirası temsili listesinde yer alıyor. Kırkpınar Yağlı Güreşleri yılda bir defa yapılıyor ve bu alana izlemek için binlerce, on binlerce insan gelebiliyor. Hem ziyaretçiyle mirasın buluşmasını hem de ziyaretçi varlığıyla mirasın sürdürülebilirliğini destekleyebilir. Bu açıdan baktığımızda mirasın ziyaretçiyle buluşması, sürdürülebilirliği ikinci örnekte daha başarılı."

Oğuz, dünyada birinci örnek gibi pek çok örnek bulunduğunu belirterek, "Somut olmayan kültürel mirasın korunması, hem turizmi devam ettirmek hem de yerel halk ve miras için yararlı olmasını sağlayabilecek yöntem ve metotları, turizm işiyle meşgul olanların ve kültürle ilgilenenlerin bir araya gelerek, yönergeler, talimatlar, mevzuatlar hazırlaması ve bunun sıkı takibiyle mümkün olabilir." dedi.

  • "Günümüzdeki turistik geziler öncesi kültürel araştırmalar yapılıyor"

Etkinlik kapsamında düzenlenen "Dijital dönüşüm yoluyla herkes için kültür turizminin sağlanması" konulu panele katılan Google Kültür Sanat Bölümü, Politika ve Dış İlişkiler Müdürü Claire Marie Foulquier, insanların artık yaşadığı yerler dışında gittiği ülke ve şehirlere ilişkin online araştırma yaptığının altını çizerek, kendisinin de bir sonraki gezisinde gideceği yerde bulunan kültürel mekanları araştırırken internette 3 saat geçirdiğini aktardı.

Günümüzde herhangi bir turistik gezinin online araştırmayla başladığını vurgulayan Foulquier, şöyle konuştu:

"Google Kültür Sanat Bölümü, olarak bunun artık bir gerçek olduğuna eminiz. 2016 yılında Oxford Ekonomi birimi için bir araştırma yaptık. Uluslararası turizm alanındaki bu araştırmamız, Avrupa'dan 6 ülkeyi kapsıyordu. 'Turistler bir yere tatile gitmeden önce neyi araştırıyordu?' Konaklama ve uçuş aramalarının dışında, uluslararası turizm alanında online arama yapanların yüzde 23'ü kültürel araştırma yapıyor. Bu noktada yemek ve müzik gibi maddi ve somut olmayan insanlık tarihi mirası da online olarak araştırılıyor. Bu insanlar online bir araştırma yapıyor. Bizler de Google Kültür Sanat Bölümü olarak bu boşluğu doldurmaya çalışıyoruz. kültürün dünyanın her yerinde ve herkesin kolay erişimine ücretsiz şekilde açık olması için teknoloji üretiyoruz."

Claire Marie Foulquier, online içerik üretmenin önemine işaret ederek, bu bağlamda dünya genelinde bin 800'den fazla kültürel enstitüyle iş birliği yaptıklarını dile getirdi.

Google tarafından hayata geçirilen "Sanat selfisi" projesine de değinen Foulquier, Eylül'de başlayan etkinliğin büyük ilgi gördüğünün altını çizdi. 6 milyona yakın dijital sanat eserinin bulunduğu aplikasyona, kullanıcıların kendi yüzlerinin fotoğraflarını ekleyerek dahil olduklarını, kendilerine en benzeyen sanat eseriyle eşleştirilen kullanıcıların, daha sonra bu eserleri yerinde görmek üzere araştırma yaptıklarını kaydetti.

Foulquier, turistleri kültüre yaklaştırmak amacıyla online alanlara yatırım yaptıklarını vurgulayarak, yeni teknolojileri kullandıklarını ve genç nesli çekecek işler yaptıklarını ifade etti.

  • "Türkiye, 95 UNESCO Dünya Kültür Mirası alanına sahip"

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu adına konuşma yapan Seyid Ali Demirer ise dünyanın her geçen gün değiştiğini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olaylara, sorunlara, kurumlara ve sektörlere bakış açıları da değişiyor. Önceden belleklerden beklenen katılım ve hamleler, artık özel sektör ve sivil toplum kuruluşları tarafından da yapılıyor. Türkiye'de kültür ve turizm alanında, cumhuriyetin ilk sivil toplum kuruluşu olan 95 yaşındaki Türkiye Turing Otomobil Kurumu da inisiyatif alarak büyük bir projeye imza attı. Türkiye 18 daimi, 77 geçici olmak üzere toplam 95 UNESCO Dünya Kültür Mirası alanına sahip. Ancak bunların birçoğu dünya tarafından tanınmıyor, bilinmiyor."

Tanıtım ve reklam tanımlamalarının ve uygulamalarının değiştiğine dikkati çeken Demirer, dünyanın sanallaştığını, dijitalleştiğini ve online hale geldiğini dile getirdi.

Demirer, Turing'in de dünyanın değişimine ayak uydurduğunun altını çizerek, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Ülkemizde bulunan 62 UNESCO Dünya Mirası alanını, 360 derece video tekniği ve 4k çözünürlük kalitesiyle filme aldık. 12 dakikalık genel bir tanıtım ve her bir alan için de ikişer dakikalık kısa filmler hazırladık. İngilizce seslendirmeli bu filmler, TURİNG web sitesine ve Youtube kanalına yüklenerek, tüm dünyanın dikkatine sunuldu. Dünyanın ilk yerleşim bölgelerinden biri olan Çatalhöyük'ten işe başladıklarını kaydeden Demirer, "Hititlerden Truvalılara Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı'dan günümüze, Asya ve Avrupa'yı birleştiren, konumu, uzun ve seçkin tarihiyle kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan bir coğrafya olan Anadolu'nun, dünya miras alanları, yeni video teknolojisiyle tüm dünyaya farklı bir yöntemle sunulmuş oldu."

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?