KAYSERİ (AA) – Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Mücahit Küçükyılmaz, "O gece millet bir destan yazdı. Allah'ın, o gece bu milletin kalbinden korkuyu aldığını gördük. Bu her millete nasip olan bir husus değil." dedi.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Kayseri Mesleki Eğitim ve Kültür AŞ (KAYMEK) tarafından Kadir Has Kongre ve Spor Merkezinde düzenlenen "15 Temmuz Yeniden Diriliş Konferansı"na katılan Küçükyılmaz, 15 Temmuz destanının altındaki en kalın, güçlü ve büyük imzanın gençlerin imzası olduğunu söyledi.

Kendisinin o gün jandarmanın ateşi altında Külliye'ye doğru girmeye çalışırken yanında 100 kadar genç olduğunu anımsatan Küçükyılmaz, belki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan herhangi bir çağrıda bulunmadan önce gençlerin yola çıktıklarını vurguladı.

Küçükyılmaz, "Nereye gidiyorsunuz gençler? diye sorduğunda, "Ağabey şehit olmaya gidiyoruz." cevabını aldığını anlattı.

Geçmişte bu millete birçok darbe yapıldığını ve bunlardan önemli bir kısmının başarılı olduğunu dile getiren Küçükyılmaz, 27 Nisan 2007'de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın milletten aldığı destekle darbe heveslilerine, vesayet aktörlerine gereken cevabı verdiğini aktardı. Küçükyılmaz, bu cevap sayesinde bugün kendilerinin 15 Temmuz darbesine direnen şuurlu, korkusuz bir nesil, gençlik gördüklerini kaydetti.

İnsanların silaha karşı direnebileceğini, silahlı olanın her zaman haklı olmayacağını o gün görmüş olduklarını dile getiren Küçükyılmaz, şunları söyledi:

"Bunlar proje ürünü birilerinin, Türkiye'de 40-50 yıldır attığı devşirme fitne tohumlarının sonucudur. Bir proje olarak ortaya çıktılar. Dediler ki 'Bizim 5 bin tane hakim, savcımız olursa bu ülkenin adalet sistemi bizimdir. Bizim eğer emniyette 100 bin tane polisimiz olursa bu ülkenin güvenlik güçleri bizim demektir. Bizim eğer askeriyede 200 bin tane adamımız olursa bu ülkenin ordusu bizim demektir.' Böyle düşündüler. Çünkü onların akıl hocaları hep rasyonel davranan insanlardı, onları öyle yetiştirmişlerdi ama o rasyonalite, o hesabilik, o gece milletin irfanına geldi tosladı ve Allah'ın izniyle tuzla buz oldu. Hele gece yarısı bu ülkenin lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ekranlara çıkıp da oradan çağrısını yaptığı zaman tamamen dağıldılar, demoralize oldular."

FETÖ darbecilerinin 15 Temmuz gecesi bu ülkede bugüne kadar darbe yapanların veya darbeye teşebbüs edenlerin hiç düşmedikleri bir hataya düştüklerine işaret eden Küçükyılmaz, onların milleti hedef aldıklarını, tıpkı İsrail askerlerinin silahsız, savunmasız Filistinli çocuklara ateş etmesi gibi elinde Türk bayrağından başka hiçbir silahı olmayan insanlara ateş açtıklarını hatırlattı.

– "O gece millet bir destan yazdı"

AK Parti iktidara geldiğinde zaten karşısında, önemli bir kısmı FETÖ'cülerden oluşan bir bürokrasi, askeriye, emniyet ve yargı bulduğunu da ifade eden Küçükyılmaz, onlarla çalışmaya bir bakıma mecbur kalındığını ve bürokratik oligarşi diye Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır söylediği şeyin aslında o zaman kemikleşmeye başlayan bu yapı olduğunu dile getirdi.

7 Şubat ve 17-25 Aralık'tan sonra FETÖ'ye karşı mücadele veren Recep Tayyip Erdoğan'ın bu ülkedeki ana muhalefet tarafından yalnız bırakıldığını belirten Küçükyılmaz, zamanında bir bütün olarak FETÖ'ye karşı çıkılmış olunsaydı, belki de 15 Temmuz'un yaşanmayacağını kaydetti.

Küçükyılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

"O gece millet bir destan yazdı. Allah'ın, o gece bu milletin kalbinden korkuyu aldığını gördük. Bu her millete nasip olan bir husus değil. Allah'ın bir milletin kalbinden korkuyu alması herkese nasip olmaz. Bunun için Cenab-ı Hakka ne kadar şükretsek azdır. Bugün biz bir yandan ufka bakıyoruz, büyük devlet olmanın ve dünyaya nizamat vermenin hayallerini kuruyoruz. Bir yandan da hemen önümüzdeki, ayağımızın ucundaki taşa, engele takılmamak için önümüze bakıyoruz. Bu durum bizi asla ümitsizliğe sevk etmemeli. Bu milletin tarihi her zaman böyle olmuş. Bozgunda bile fetih rüyaları gören bir milletiz biz. Bir yandan ufka bakarız, bir yandan da içimizdeki, arkamızdaki hainlerle uğraşırız. Kendimizi korumaya çalışırız."

Küçükyılmaz, konferansın ardından kitaplarını imzaladı.

ALATURKA AİLESİ ÜYELERİ NE DİYOR?