Türk firmaları, Çin Uluslararası İthalat Fuarı'na çıkarma yapmaya hazırlanıyor

İSTANBUL (AA) – Çin Uluslararası İthalat Fuarı için ihracat seferine çıkacak 100’e yakın Türk firması, 4 bin metrekarelik stant alanıyla Asya pazarının kalbine çıkarma yapmaya hazırlanıyor.

Çin’in tüm dünyada heyecan uyandıran ve 5 yılda 10 trilyon dolarlık ithalat hedefiyle ses getiren Çin Uluslararası İthalat Fuarı (China International Import Expo-CIIE), bu yıl 5-10 Kasım'da Şanghay'da ikinci kez kapılarını açacak.

Ticaret Bakanlığı himayesinde, Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) koordinasyonu ve İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından üstlenilen Türkiye Milli Katılım Organizasyonu ile fuar için ihracat seferine çıkacak 100’e yakın Türk firması, 4 bin metrekarelik stant alanıyla Asya pazarının kalbine çıkarma yapmaya hazırlanıyor.

Fuarın tanıtım toplantısında konuşan TİM Başkanı İsmail Gülle, geçen yıl yine milli katılım ile gerçekleşen ve 38 firma ile gittikleri fuarda yapılan iş birliği anlaşmalarının tutarının 620 milyon dolar seviyelerinde gerçekleştiğini kaydetti.

Bu yıl daha yoğun bir ilgi ve daha büyük çapta ticaret anlaşmalarının yapılmasını beklediklerini ifade eden Gülle, "Çünkü geleneksel pazarlarımız, bildiğiniz üzere, ticaret savaşları ve Brexit gibi konularla çalkalanmakta. Bunun yanı sıra yavaşlayan küresel talep, küresel ticaretin performansına yönelik beklentilerin de revize olmasına sebep oldu. En büyük ticaret ortağımız olan AB’nin 2018 büyüme performansı yüzde 2'nin altında kalarak yüzde 1,8 olarak gerçekleşti. Bu yüzden yeni rotalar çizip yeni pazarlara girmemiz en elzem konuların başında geliyor." diye konuştu.

Gülle, ihracatçıların Çin ile Türkiye arasındaki ticarete odaklanması ve geleneksel pazarlar kadar geleceğin potansiyeli olan Asya ülkelerine de elini uzatması gerektiğini belirterek, bugün ve geleceğin talebinin bu ülkelerde yoğunlaştığını vurguladı.

"Ticaretin kalbi, insan nerede çoksa orada atacak" ifadesini kullanan Gülle, bu gibi milli katılım ile gerçekleşecek ithalat-ihracat fuarlarının Türkiye’nin çok yönlü dış politikası anlamında da Çin ile karşılıklı kazan-kazan formülüyle daha büyük adımlar atılmasına önayak olacağını söyledi.

Gülle, "İhracatçılarımızın attığı bu adım, ileride iki ülke arasındaki ilişkilere de pozitif yansıyacak, yeni projelerin hayata geçmesinde rol oynayacaktır. Çin’in 3 trilyon dolara çıkması beklenen ithalat hacminde, Türk ihracatçıların hak ettikleri payı almaları, TİM olarak bizlerin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır." ifadelerini kullandı.

  • "4 bin metrekarelik bir alanda Türk ürünlerini tanıtmayı hedefliyoruz"

İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister de gelecek 5 yıl için 10 trilyon dolarlık muazzam bir ithalat hedefi belirleyen Çin'in, Türk ihracatçısı için fırsatlarla dolu yeni bir ticaret kapısı daha açtığını söyledi.

Ticaret Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 2019 yılı için ihracatta öncelikli pazar olarak ilan edilen, aralarında Rusya, Hindistan ve Meksika'nın da olduğu 4 hedef ülke arasında Çin’in de yer aldığını anımsatan Pelister, şunları kaydetti:

"Her yıl yaklaşık 2 trilyon dolarlık ithalat yapan Çin’in gerçekleştirdiği ithalat açılımı, Türk ihracatçısının Asya Pasifik bölgesinde yeniden pozisyon alması ve ülke olarak 2023 vizyonumuz çerçevesindeki ihracat hedeflerimize ulaşabilmemiz adına stratejik bir pazar sunuyor. Türkiye'nin ihracatının yükselmesi adına yeni iş fırsatları sunan ve 2018’de ilki gerçekleştirilen Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na, geçen yıl ülkemizin önde gelen 38 firmasıyla katıldık. 172 ülkeden 3 bin 600'ün üzerinde firmanın katıldığı, 400 bin satın alma profesyonelinin bir araya geldiği fuarda, yaklaşık 58 milyar dolar değerinde satış ve iş birliği anlaşması imzalandı. Geçtiğimiz yıl 725 metrekarelik bir stant alanıyla yer aldığımız fuara, 2019'da adeta çıkarma yapmayı ve stant alanımızı 5'e katlayarak yaklaşık 4 bin metrekarelik bir alanda Türk ürünlerini tanıtmayı hedefliyoruz."

Pelister, fuara bu yıl da Türkiye’nin önde gelen yaklaşık 100 markasıyla katılmayı hedeflediklerini, gıdadan medikal ekipmanlara, kimyevi mamullerden hizmet ürünlerine kadar geniş bir frekansta yer alacakları fuar ile Türk ürünlerinin kalitesini ve ihracatçıların gücünü bir kez daha Çin'e taşıyacaklarını söyledi.

Fuarın, Türk ihracatçıları için Ticaret Bakanlığı tarafından teşvik desteği kapsamına alındığını belirten Pelister, fuar için katılımcı firmaların 27 Mart'a kadar katılım sözleşmelerini teslim etmeleri gerektiğini anımsattı.

Hak-İş nevruzda “Büyük İşçi Buluşması” düzenleyecek

ANKARA (AA) – Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Nevruz Bayramı'nın adına yakışır bir şekilde, barış, kardeşlik ve huzur içerisinde kutlanabileceğini tüm Türkiye’ye göstereceğiz." ifadelerini kullandı.

Arslan, yaptığı yazılı açıklamada, 21 Mart günü saat 18.30'da İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu'nda "Büyük İşçi Buluşması" gerçekleştireceklerini bildirdi.

Konfederasyon olarak herkesin Nevruz Bayramı'nı kutlayan Arslan, "Türkiye, nevruzu zengin kültürünün bir parçası olarak Türki Cumhuriyetler ile ortak bir kültürle kutlama geleneğini güçlendirmiştir. Başta çalışanlar olmak üzere nevruzun tüm dünyada kalpleri yumuşatmasını, coğrafyamızda yaşanan savaşın ve şiddetin bir an önce son bulmasına vesile olmasını temenni ediyor, barış, kardeşlik, huzur ve umut getirmesini, yeni ve güzel başlangıçlara vesile olmasını diliyorum." temennisinde bulundu.

Arslan, nevruzun baharın, bolluk ve bereketin müjdecisi, insan ruhunun tabiattaki uyanışının simgesi, kardeşliğin ve huzurun çağırıcısı niteliğinde olduğunu belirtti. Nevruzun barış ortamında coşkuyla kutlanmasının tüm toplumu kaynaştırdığını aktaran Arslan, toplumun beklentisinin de nevruzun huzurlu bir şekilde kardeşlik içinde kutlanması olduğunu vurguladı.

Arslan, "Nevruz Bayramı'nın adına yakışır bir şekilde, barış, kardeşlik ve huzur içerisinde kutlanabileceğini tüm Türkiye’ye göstereceğiz. Binlerce yıldır devam eden bu güzel geleneğin ülkemize ve coğrafyamıza barış, kardeşlik, huzur, bolluk ve bereket getirmesi için hep bir ağızdan haykıracağız." ifadelerini kullandı.

ANALİZ – Avrupa Birliği’nde krizin yeni adresi İspanya

İSTANBUL (AA) -MUSTAFA NAİL ALKAN- Avrupa Birliği’nin Akdeniz ülkeleri ile başı dertte. Balkanlardan gelen soğuk hava etkisi gibi Akdeniz’den gelen kriz etkisi de teker teker ülkeleri kasıp kavuruyor. Avrupa Birliği’nde Yunanistan ile başlayan kriz serüveni İtalya’dan sonra şimdi de İspanya’ya sıçramış durumda.

İspanya’da Haziran 2018’de Sosyalist Parti (PSOE) lideri Pedro Sanchez, muhafazakar Halk Partisi (PP) lideri Mariano Rajoy’un başbakanlığındaki hükümeti yolsuzluk skandalları hakkında verdiği güvensizlik önergesiyle düşürmüştü. Daha sonra kurulan azınlık hükümeti İspanya demokrasi tarihinde birçok açıdan ilk oldu. Şöyle ki Sanchez, İspanya'da 1975'te diktatör Francisco Franco'nun ölümünün ardından demokrasiye geçilmesinden beri ilk kez seçimle göreve gelmeyen, parlamento tarafından başbakanın düşürülmesini sağlayarak, gensoruyla başbakanlık görevine gelmesiyle tarihe geçti. Sanchez’in ilklerinden bir diğeri İspanya tarihinde ilk kez yemin töreninde İncil veya haça yer verilmeyen bir başbakan olmasıydı. Sanchez’in azınlık hükümeti hem İspanya’nın bugüne kadar tanık olduğu en fazla kadın bakan barındıran hükümeti olarak hem de kendisinin de ifade ettiği gibi modern İspanyol demokrasi tarihindeki en kısa hükümet dönemi olarak tarihte yerini aldı. Ayrıca Sanchez hükümetinin Şubat 2019’da meclise sunduğu 2019 yılı bütçesinin reddedilmesi de bir ilk olmasa da İspanya tarihinde çok rastlanan bir durum değil. Diktatör Francisco Franco’nun 1975 yılında ölümü sonrasındaki süreçte ikinci kez bir hükümetin meclise sunduğu bütçe reddedilmiş oluyor. İlk reddedilme 1995 yılında Sosyalist lider Felipe Gonzalez’in başbakanlığında olmuştu.

– Bütçenin reddedilmesinde Katalan partiler belirleyici

2019 yılı bütçesinin reddedilmesi Sanchez’in 28 Nisan 2019’da erken seçim kararı alması ile sonuçlandı. Azınlık hükümetinin 2019 yılı bütçesini parlamentoya getirmek için diğer siyasi partilerden yeterli desteği bulamamasında en dikkat çeken unsurlardan biri Katalan siyasi partilerin tutumu oldu. Bütçe teklifine sadece Podemos Partisi destek verdi. Bazı Katalan milletvekillerinin hükümete verdiği desteği çekmesi sonucu bütçe reddedildi. Sanchez’in 2019 yılı bütçe taslağında işsizlere, gençlere ve yaşlılara destek ile Katalonya bölgesine yüzde 66 oranında daha fazla yatırım yapılacağı sözü olmasına rağmen bu durum Katalan partilerin desteği için yeterli olmadı.

İspanya Parlamentosu’nda Sosyalist Parti sandalyelerin sadece 4’te 1’ine sahip. Bu nedenle diğer partilerden destek görememesi bütçenin reddedilmesinde anahtar rol oynadı. Esasen Katalan partileri isteselerdi ülkenin erken seçime gitmesini engelleyebilirlerdi. Ancak 12 eski Katalan liderin halkı isyana tahrik ve yasadışı şekilde referandum düzenleyerek kamu fonlarını kötüye kullanmak gibi suçlardan yargıç karşısına çıkmaları ve bazıları için hapis talep edilmesi Katalanların hükümet karşısında yer almalarına yol açtı.

Rajoy’un sıkı tasarruf politikalarına karşın refah devletini güçlendirmek isteyen Sanchez’i, "ekonomik krizden sonra son 7 yılda İspanya'nın en sosyalist bütçesi" olarak nitelendirdiği bütçe tasarısı da kurtaramadı. Sanchez’in hükümeti ilk kurduğunda 350 vekilden ancak 84’üne sahipken en kısa zamanda erken seçime gidileceğine dair söz vermesi ancak bu sözünü tutmaması da kendisine olan desteği kaybetmesine rol açan başka bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

25 Eylül 2016’da yapılan yerel parlamento seçimlerinde Sosyalist Parti’nin (PSOE) büyük hezimete uğramasının ardından parti lideri Sanchez, PSOE’deki Genel Sekreterlik görevini bıraktığını açıklamıştı. İleriki dönemde küllerinden yeniden doğan Sanchez’in önümüzdeki seçimde yine güçlenmesi de olası bir durum. Yapılan anketler hiçbir partinin açık ara birinci olacağını göstermese de Sosyalistlerin koalisyon ortağının büyük ihtimalle Podemos Partisi olacağı tahmin ediliyor ancak Podemos Partisi’nin oy oranının yüzde 15’i geçemeyeceği muhtemel göründüğü için Sosyalistler barajı geçmek için üçüncü bir ortakla koalisyon yapmak durumunda kalabilir.

– Popülist partiler güçleniyor

Yapılan anketlerde Halk Partisi’nin (PP) yüzde 21, Ciudadanos Partisi’nin yüzde 18 ve Vox Partisi’nin yüzde 11 oy oranına sahip olacağı tahmin ediliyor. Anketlere göre sağcı bir çoğunluk olacağı da kesinleşmiş durumda değil ancak ülkede kesin olan tek şey, siyasi partiler coğrafyasının parçalanmış yapısı yüzünden hükümet kurmanın zor olacağı.

İspanya’da 3 yıldan beri çoğunluk hükümeti kurulamıyor. Bu nedenle ülke için gerekli reformları gerçekleştirmek çok zor. Bu durum ülkedeki siyasi istikrarsızlığı daha da çoğaltıyor. Hal böyle olunca popülist partilerin İspanya siyasetinde güçlenmesi kaçınılmaz oluyor. Daha önce İspanyol Meclisi ile yerel parlamentolarda hiçbir temsilcisi olmayan, 2013’te kurulan Vox Partisi’nin Endülüs seçimlerinde çıkardığı 12 milletvekili İspanya’da ilk kez bir parlamentoya temsilci göndermeleri açısından dikkat çekici. Bir diğer ilk de İspanya’da Franco’nun ölümünden sonra ilk defa aşırı sağcı bir partinin hükümet kurulmasında etkili olması. İşsizlik oranının yüksek olduğu ve İspanya’nın en kalabalık bölgesi olan Endülüs’ün daha önce Sosyalist Partisi’nin kalesi iken Vox Partisi’nin Halk Partisi ile Ciudadanos Partisi’nin kurduğu koalisyon hükümetine destek vermesi İspanya’da dengelerin değişmesine yol açan bir etmen oldu. Bunun üzerine Halk Partisi lideri Pablo Casado’nun yine benzer bir şekilde, ülkedeki Katalonya ayrılıkçılığı ve popülizme karşı, Ciudadanos Partisi ve Vox Partisi’ne “birlikte hareket etme” çağrısında bulunması seçim dengeleri için dikkat edilmesi gereken bir unsur.

– Katalan krizinde kritik aşama

<p>İspanya’da 28 Nisan’da yapılacak seçimler hem ekonomik hem siyasi açıdan yeni bir krize ve istikrarsızlığa gebe. Katalonya hakkındaki görüş ayrılıklarının ana gündem maddesi olduğu seçimde ya Katalan partileriyle diyalog yoluyla çözüm aranması taraftarları galip gelecek ya da ayrılıkçı girişimleri engellemek için İspanya Anayasası’nın 155. maddesinin kullanılarak, Katalonya yönetiminin yerelden merkeze alınması taraftarlarının yüzü gülecek. 

Avrupa Birliği açısından baktığımızda yapılan anketler, Mayıs 2019’daki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağcı partilerin Avrupa Parlamentosu’nun en güçlü ikinci partisi olacağını gösteriyor. Bu çerçevede Avrupa Birliği İspanya’da Vox Partisi’nin de dahil olduğu sağ koalisyon hükümetinin değil, sol partilerin oluşturduğu iktidarın göreve gelmesinden yana. Çünkü Avrupa Birliği’nde aşırı sağın yükselmesi ve yeni başarılar elde etmesi Birliğin başına bela olmuş durumdaki “exit”lerin ileride artarak devam etmesine yol açabilecek potansiyelde. Avrupa Birliği uluslararası arenadaki yerini sağlamlaştırmak için öncelikle kendi içerisinde ayrılıkçı hareketlere çözüm bulmak zorunda. İskoçların İngiltere’den ve Katalanların İspanya’dan ayrılma yönündeki tutumları karşısında zor bir süreçten geçen Avrupa Birliği için üye ülkelerde yapılan her seçim yeni bir krizin fitilini ateşleyebilecek durumda.

[Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi olan Prof. Dr. M. Nail Alkan AB alanındaki araştırmalarını Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nde (ANKASAM) sürdürmektedir]

“Milli iradeden yana tarafız”

MALATYA (AA) – Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Milli iradeden yana tarafız. Milletin bütünlüğünden tarafız ve taraf olmaya devam edeceğiz. Yerel seçimleri, yerel seçimlerin ötesine taşıyan anlayışa karşı biz milletin yanında saf tutmaya kararlıyız." dedi.

Arslan, "Hak-İş Konfederasyonu Malatya Temsilcileri Toplantısı"ında yaptığı konuşmada, konfederasyonlarının 43 yaşında olduğunu ve bedeller ödediğini söyledi.

Her zaman milletin yanında olduklarına dikkati çeken Arslan, 2010 yılındaki Anayasa Değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi referandumlarında taraf olduklarını ifade etti.

Arslan, Türkiye'nin yerel seçimlere gittiğini hatırlatarak, "Hak-İş olarak demokrasimize, milli iradeye, ülkemizin bekasına yönelik tehditlere karşı asla tarafsız kalamayız. Ülkemizin içeriden ve dışarıdan kuşatıldığı bugünlerde, uluslararası arenada ülkemiz için yapılan her türlü tezgahın, oyunun artık açıkça oynanması tesadüf değildir." diye konuştu.

Türkiye'nin geleceği için Hak-İş olarak yine taraf olduklarını aktaran Arslan, şöyle devam etti:

"Milli iradeden yana tarafız. Milletin bütünlüğünden tarafız ve taraf olmaya devam edeceğiz. Yerel seçimleri, yerel seçimlerin ötesine taşıyan anlayışa karşı biz milletin yanında saf tutmaya kararlıyız. Bütün arkadaşlarımızın 31 Mart'ta sandığa gitmesini istiyoruz. Sandık demokrasimizin en temel unsurudur. Milli iradenin tecelli ettiği en temel yaklaşımdır. Sandığa gideceğiz demokrasimize, bekamıza, milli iradeye, bütünlüğümüze sahip çıkacağız. Sandığa gideceğiz milletin iradesindeki sonuçlara da hep beraber saygı duyacağız. Hak-İş olarak hiçbir üyemize 'şöyle davran' diyemeyiz. Ben üyelerimize yönelik bunu bir haksızlık olarak görürüm. Hiç kimseye empoze etmeyiz, 'böyle davranın' demeyiz. Ne hakkımız var buna ne de size böyle bir haksızlık yaparız."

  • "Planlarına asla alet olmayacağız"

Türkiye'nin önünde zor bir süreç olduğunu ve bunun unutulmaması gerektiğini vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:

"Yakınımızdaki Suriyeli, Iraklı kardeşlerimizin, Yemen'deki Libya'daki mazlumların, mağdurların yaşadıklarını bu ülkeye yaşatmak isteyenlere fırsat vermemek lazım. Türkiye, Türkiye'den çok büyük. 780 bin kilometrekarelik toprağımız Türkiye'yi temsil etmiyor. Milyonlarca kilometrekarelik toprak parçasında yaşayan mazlumların gözü de kulağı da bu topraklarda. O yüzden yerel seçimleri, Recep Tayyip Erdoğan'ı kaybettirmek üzerine plan yapanların planlarına asla alet olmayacağız. Biz milletin idaresiyle, seçtikleriyle bu ülkenin geleceğinin inşa edileceğine inanıyoruz."

Programa AK Parti Malatya milletvekilleri Bülent Tüfenkci ve Öznur Çalık, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, Battalgazi Belediye Başkanı ve AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selahattin Gürkan da katıldı.

Nearly 1M tourists visit Turkey for health tourism

            By Eda Ozdener</p>    <p>ANKARA (AA) - Turkey attracted nearly 1 million people for health tourism in 2018, said an industry official on Tuesday.</p>    <p>“Thermal tourism contributes to Turkey’s economy with healing waters, as well as seas, rivers and lakes,” Yavuz Yilik, head of the Thermal Health and Tourism Association (TESTUD), told Anadolu Agency.</p>    <p>Yilik stressed that Turkey is one of the world's top seven countries for thermal springs, with about 1,500 natural hot spring water resources.</p>    <p>“Protecting our health-giving healing waters, using them properly, and passing them down to future generations with the same qualities is also important for the country's future,” he added.

Writing by Erdogan Cagatay Zontur

Philippines says won't allow ICC prosecutors in country

By Riyaz ul Khaliq

ANKARA (AA) – The Philippines has said it would not allow any officials from the International Criminal Court (ICC) to set foot in the country should they come to investigate alleged rights violations in the president's brutal war on drugs.

"They cannot undertake anything in connection with the jurisdictional exercise of what they have in mind because as we said that is in violation of our laws,” Salvador Panelo, President Rodrigo Duterte's spokesman, told reporters during a news briefing.

"Certainly, we will not allow any attempt at interfering with the sovereignty of this country," Panelo added.

Panelo's remarks came a day after the country officially withdrew from the ICC.

ICC also confirmed that the Philippines has withdrawn from the Rome Statute, which is the treaty that established the international body.

However, ICC prosecutor Fatou Bensouda has said the international court has retained jurisdiction as the alleged crimes were committed during the period that the Philippines was still a party to the Rome Statute.

The Philippines is accused of thousands of extrajudicial killings in Duterte’s drug war.

According to official figures, the death toll is close to 5,000 since Duterte came to office in 2016, whereas rights groups and opposition politicians say more than 20,000 people have been killed by police.

To support the move, Panelo cited a recent U.S. State Department decision to deny visas to ICC personnel investigating possible war crimes by U.S. troops in Afghanistan.

Ex-Egypt VP slams restrictions on Brotherhood leader

GENEVA (AA) – Former Egyptian Vice-President Mohamed ElBaradei has decried crippling restrictions imposed by the Egyptian authorities on jailed Muslim Brotherhood leader Mohamed el-Beltagy.

"I have never met with el-Baltagy in my life and I believe that I differ with him in many things, but I do not understand at all what is happening to him and other prisoners," ElBaradei said on Twitter.

ElBaradei said el-Beltagy and other Egyptian prisoners have been deprived of their "fundamental rights."

"This is not Egypt I know, nor Egypt which we want to see," he said.

His comments came shortly after el-Baradei's family called for providing urgent medical treatment to him after his health deteriorated in prison.

Anadolu Agency was unable to obtain comment from the Egyptian authorities regarding the family’s claims.

The authorities have consistently claimed that prison inmates are treated “in line with the law and the constitution”.

Following Egypt’s 2013 military coup, el-Beltagy — who had earlier served as a member of Egypt’s parliament — was slapped with multiple prison terms.

Egypt was roiled by turmoil when the military deposed Mohamed Morsi, the country's first freely elected president and a Muslim Brotherhood leader.

Turkish charity sends water to thousands in Yemen

             By Jeyhun Aliyev</p>    <p>ANKARA (AA) - A Turkish aid group delivered 1,000 tankers of water to families in war-torn Yemen, the charity said on Tuesday.</p>    <p>The Istanbul-based Humanitarian Relief Foundation (IHH) said in a statement that Yemenis in the region have difficulty in finding clean water due to drought and the civil war. </p>    <p>The IHH provided four million liters of water to support the drinking water need of families in southwestern Taiz and eastern Maarib provinces for a month, it stated.</p>    <p>The group also underlined that the clean water in the war-torn zone, where epidemics are widespread, is vital for the prevention of various epidemics.</p>    <p>The IHH has been carrying out its activities in Yemen since the first day of the crisis and delivered emergency aid to over 340,000 people in 2018.</p>    <p>Impoverished Yemen has remained wracked by violence since 2014, when Shia Houthi rebels overran much of the country, including the capital Sanaa. </p>    <p>The conflict escalated in 2015 when Saudi Arabia and its Sunni-Arab allies launched a devastating air campaign in Yemen aimed at rolling back Houthi gains. </p>    <p>The ongoing violence has destroyed much of Yemen’s infrastructure, including water and sanitation systems, prompting the UN to describe the situation as one of “the worst humanitarian disasters of modern times”.

Kaspersky Lab, 2018'de 482 milyon saldırıyı önledi

İSTANBUL (AA) – Kaspersky Lab'ın kimlik avı önleme sistemi, 2018’de dolandırıcılık amaçlı web sayfalarına giriş denemelerini 482 milyondan fazla kez engelledi.

Kaspersky Lab, şirketin 2018 yılına ilişkin bulgularının yer aldığı "Spam ve Kimlik Avı" başlıklı yeni raporunu yayınladı. Rapora göre, şirketin kimlik avı önleme sistemi, geçen yıl web sayfalarına girişi denemelerine 482 milyon kez engel oldu. 2017'de 236 milyon olan bu sayı bir yılda iki kat artış gösterdi.

Son dönemde artış gözlenen kimlik avı saldırılarının geçen yıl iki kattan fazla yükselmesi bu tür saldırıların popülerliğinin önemli ölçüde arttığını ortaya koydu.

Çok çeşitli yollarla farklı amaçlar için kullanılabilen kimlik avı yöntemi, en esnek "sosyal mühendislik" saldırıları arasında yer alıyor. Kimlik avı sayfası açmak isteyen saldırganların yapması gereken tek şey, popüler veya güvenilir bir web sitesinin kopyasını oluşturup kullanıcıları buraya çekerek kimlik bilgilerini girmelerini sağlamak oluyor. Bu bilgiler arasında banka hesabı parolaları, ödeme kartı ayrıntıları veya sosyal medya hesaplarına giriş için kimlik bilgileri yer alıyor.

Kimlik avı saldırıları, kullanıcıların bir dosya ekini indirmesini veya bir bağlantıya tıklamasını sağlayıp bilgisayara zararlı yazılım indirilmesi yoluyla da gerçekleşebiliyor. Bu tür saldırılar maddi zarardan tüm kurumsal ağın ele geçirilmesine kadar uzanan sonuçlara yol açabiliyor. Zararlı bağlantı veya dosya eki şeklinde yapılanlar başta olmak üzere, kimlik avı saldırıları kurumlara yönelik hedefli saldırılarda kullanılan en popüler yöntemler arasında yer alıyor.

  • Saldırılar finans sektörünü vurdu

Geçen yıl yaşanan büyük artış uzun süredir devam eden trendin bir parçası olma özelliği taşıyor. 2017 ve 2016'da önceki yıla göre yüzde 15 artış yaşanırken, 2018'de bu alanda yeni zirve noktasına ulaşıldı.

Bu saldırılar özellikle finans sektörünü vurdu. Kaspersky Lab teknolojileri tarafından tespit edilen tüm kimlik avı saldırılarının yüzde 44'ü bankaları, ödeme sistemlerini ve internet mağazalarını hedef aldı.

Kimlik avı saldırısına uğrayan kullanıcı oranında lider bu yıl da Brezilya oldu. Saldırıya uğrayan kullanıcıların yüzde 28'i kimlik avı saldırısıyla karşılaştı. Bir yıl önce 7. sırada yer alan Portekiz bu yıl yüzde 23 ile ikinci olurken, Avustralya ise yüzde 21 oranla ikincilikten üçüncülüğe geriledi.

Tüm e-posta trafiğinde spam e-postaların oranı yüzde 52,48 olurken, 2018'de en büyük spam kaynağı ülkeler arasında yüzde 11,69 ile Çin ilk sırada yer aldı. Zararlı spam e-postalar en sık, Win32.CVE-2017-11882 kod adlı filtreyle tespit edildi.

  • "Dolandırıcılar artık önemli etkinliklerden de faydalanmaya başladı"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kaspersky Lab Güvenlik Araştırmacısı Tatyana Sidorina, kullanıcıları dolandırıcılık sayfalarına yönlendirmekte kullanılan sosyal mühendislik yöntemlerinin verimliliğinin artmasının, kimlik avı saldırısı sayısının da yükselmesine neden olduğunu bildirdi.

Sidorina, "2018'de sahte bildirimler gibi yeni yöntemlerle karşılaşmamıza ek olarak Kara Cuma ve tatil dönemlerinde kullanılan geleneksel tuzakların da iyileştirildiğini gözlemledik.Genel olarak, dolandırıcılar artık FIFA Dünya Kupası gibi önemli etkinliklerden daha fazla faydalanmaya başladılar." dedi.

  • Kimlik avı saldırılarından korunmak için önlemler

Açıklamada, Kaspersky Lab uzmanlarının, kullanıcıların kendilerini kimlik avı saldırılarından korumaları için şu tavsiyeleri yer aldı:

"Bilmediğiniz veya beklemediğiniz mesajlardaki internet adreslerini her zaman kontrol edin. Yönlendirildiğiniz sitenin, mesajdaki bağlantının ve hatta göndericinin e-posta adresini kontrol ederek bağlantıların başka bir yere yönlendirmediğinden emin olun. Web sitesinin gerçek ve güvenli olup olmadığından emin değilseniz kimlik bilgilerinizi girmeyin. Sahte bir siteye kullanıcı adı ve parola girmiş olabileceğinizi düşünüyorsanız hemen parolanızı değiştirin.

Kart bilgilerinizin alındığına inanıyorsanız bankanızı veya ödeme sağlayıcınızı arayın.
Özellikle hassas web sitelerini ziyaret ederken güvenli bağlantı kullanın. Bilmediğiniz veya parola koruması olmayan herkese açık bir Wi-Fi ağı kullanmayın. Güvensiz bir bağlantı kullandığınızda siber suçlular haberiniz olmadan sizi kimlik avı sayfalarına yönlendirebilir. En üst düzeyde koruma için Kaspersky Secure Connection gibi veri trafiğinizi şifreleyen bir VPN çözümü kullanın."